English    Türkçe    فارسی   

4
3283-3292

  • Kuru kabukların yeri ateştir... içe yapışık kabuksa hoştur lezzetlidir.
  • قشرهای خشک را جا آتش است ** قشر پیوسته به مغز جان خوش است
  • İçe gelince: Zaten o, hoşluk mertebesinden de yüksektir... lezzetler veren odur.
  • مغز خود از مرتبه‌ی خوش برترست ** برترست از خوش که لذت گسترست
  • Bu sözün sonu yoktur; geri dön de Musa’m denizin dibinde toz koparsın! 3285
  • این سخن پایان ندارد باز گرد ** تا برآرد موسیم از بحر گرد
  • Bu sözler alelâde halkın aklına göre söylendi... geri kalanı ise gizlenmiştir!
  • درخور عقل عوام این گفته شد ** از سخن باقی آن بنهفته شد
  • A töhmetli kişi, senin akıl altının paramparça... böyle bir altına nasıl mühür ve damga vurayım?
  • زر عقلت ریزه است ای متهم ** بر قراضه مهر سکه چون نهم
  • Aklın yüzlerce mühim işe dağılmış... binlerce isteğe mala mülke bölünmüş!
  • عقل تو قسمت شده بر صد مهم ** بر هزاران آرزو و طم و رم
  • Bu cüzleri âşkla bir araya toplamak gerek ki Semerkant ve Dımışk gibi hoş bir hale gelsin!
  • جمع باید کرد اجزا را به عشق ** تا شوی خوش چون سمرقند و دمشق
  • Onları en küçük parçasına kadar toplar şüpheden arınırsan sana padişah sikkesi basılabilir. 3290
  • جو جوی چون جمع گردی ز اشتباه ** پس توان زد بر تو سکه‌ی پادشاه
  • A ham kişi, ağırlıkta bir miskalı geçersen padişah senden bir altın kadeh düzer.
  • ور ز مثقالی شوی افزون تو خام ** از تو سازد شه یکی زرینه جام
  • O kadehte padişahın hem adı, hem lâkapları, hem de resmi olur ey vuslat dileyen.
  • پس برو هم نام و هم القاب شاه ** باشد و هم صورتش ای وصل خواه