English    Türkçe    فارسی   

4
3296-3305

  • Feleğin abes şeylerine bölünmüş olan can, altmış sevda ortasında müşterek bir hale gelmiştir.
  • جان قسمت گشته بر حشو فلک ** در میان شصت سودا مشترک
  • Artık, böyle kişiye bir şey söylenemez, ona karşı susmak daha iyidir... çünkü ahmaklara verilecek cevap sükûttur.
  • پس خموشی به دهد او را ثبوت ** پس جواب احمقان آمد سکوت
  • Bunu bilirim ben... bilirim ama ten sarhoşluğu ağzımı, ben istemediğim halde açar.
  • این همی‌دانم ولی مستی تن ** می‌گشاید بی‌مراد من دهن
  • Aksırık ve esnemekle de bu ağzın, istemediğin halde açılır ya, işte öyle!
  • آنچنان که از عطسه و از خامیاز ** این دهان گردد بناخواه تو باز
  • ”Ben her gün Tanrı’ya yetmiş kere istiğfar ederim”hadisinin tefsiri
  • تفسیر این حدیث کی ائنی لاستغفر الله فی کل یوم سبعین مرة
  • Peygamber gibi hani... “Söylemeden hakikatleri saçmadan dolayı her gün yetmiş kere tövbe ederim. 3300
  • هم‌چو پیغامبر ز گفتن وز نثار ** توبه آرم روز من هفتاد بار
  • Fakat o sarhoşluk tövbemi bozar... bu elbiseler soyan beden sarhoşluğu, tövbeni unutturur” dedi.
  • لیک آن مستی شود توبه‌شکن ** منسی است این مستی تن جامه کن
  • Çok eski zamanların ahvalini izhar etmek için Tanrının hikmeti, sır bilen kişiye bir unutkanlık verir.
  • حکمت اظهار تاریخ دراز ** مستیی انداخت در دانای راز
  • Gizli sırlar, “Yazılan yazıldı kalem de kurudu” kaynağından coşan bir ırmak kesilir, bunca davullarla, bayraklarla ortaya çıkar!
  • راز پنهان با چنین طبل و علم ** آب جوشان گشته از جف القلم
  • Ey insanlar, sonsuz rahmet her an akmaktadır fakat siz uykudasınız, anlamıyorsunuz!
  • رحمت بی‌حد روانه هر زمان ** خفته‌اید از درک آن ای مردمان
  • Uyuyan kişinin elbisesi, ırmak suyunu içer de uyuyan, uykuda serap arar! 3305
  • جامه‌ی خفته خورد از جوی آب ** خفته اندر خواب جویای سراب