English    Türkçe    فارسی   

4
3467-3476

  • Çünkü vesvese ve gussa ateşi, bu sözle yatışır... bu söz, insanın derdine deva olur.
  • کاتش وسواس را و غصه را ** زان سخن بنشاند و سازد دوا
  • Bu kadar bir ateşi söndürmede akılca duru ve temiz su da birdir, sidik de!
  • بهر این مقدار آتش شاندن ** آب پاک و بول یکسان شدن به فن
  • Vesvese ateşini, su da sidik de... her ikisi de uykunun, dert ve gussa ateşini söndürmesi gibi söndürür.
  • آتش وسواس را این بول و آب ** هر دو بنشانند هم‌چون وقت خواب
  • Fakat Tanrının ruhlu sözü olan bu temiz suyun, 3470
  • لیک گر واقف شوی زین آب پاک ** که کلام ایزدست و روحناک
  • Candan bütün vesveseleri tamamı ile giderdiğini bilsen gönül, gül bahçesinin yolunu bulur, o bahçeye varır.
  • نیست گردد وسوسه کلی ز جان ** دل بیابد ره به سوی گلستان
  • Çünkü Tanrı kitaplarının sırrından bir koku alan, bağlarda, dere kıyılarında uçar durur.
  • زانک در باغی و در جویی پرد ** هر که از سر صحف بویی برد
  • Sen yoksa velilerin yüzünü de bizim gördüğümüz gibi midir sanırsın?
  • یا تو پنداری که روی اولیا ** آنچنان که هست می‌بینیم ما
  • Peygamber bile müminler nasıl oluyor da benim yüzümü göremiyorlar diye hayrette kaldı.
  • در تعجب مانده پیغامبر از آن ** چون نمی‌بینند رویم مومنان
  • Halk, nasıl oluyor da yüzümün nurunu görmüyorlar? Halbuki o nur, doğu güneşinin nurunu bile aştı... 3475
  • چون نمی‌بینند نور روم خلق ** که سبق بردست بر خورشید شرق
  • Yok, görüp duruyorlarsa bu şaşırma nedir? diyordu. Nihayet o yüz, gizlilikler âlemindedir diye vahiy geldi.
  • ور همی‌بینند این حیرت چراست ** تا که وحی آمد که آن رو در خفاست