English    Türkçe    فارسی   

4
3488-3497

  • Tanrı, sana gizlice öyle bir şey verir ki bütün dünyadakiler sana secde ederler.
  • مر ترا چیزی دهد یزدان نهان ** که سجود تو کنند اهل جهان
  • Nitekim bir taşa da değer verdi mi o taş, yani altın, halka göre yüce olur.
  • آنچنان که داد سنگی را هنر ** تا عزیز خلق شد یعنی که زر
  • Bir katra su, tanrı lûtfuna nail olur da inci kesilir, altını bile geçer. 3490
  • قطره‌ی آبی بیابد لطف حق ** گوهری گردد برد از زر سبق
  • Beden topraktır, fakat Tanrı ona bir ışık verdi mi âlemi kaplamada, dünyayı zapt etmede ay gibi üstat olur.
  • جسم خاکست و چو حق تابیش داد ** در جهان‌گیری چو مه شد اوستاد
  • Kendine gel... bu hükümdarlar, bir tılsımdan, ölü bir resimden ibarettirler. Fakat bakar gibi görünürler de ahmakların yollarını keserler.
  • هین طلسمست این و نقش مرده است ** احمقان را چشمش از ره برده است
  • Bakar, göz kırpar gibi görünürler de aptallar, onlara bir varlık verir, onları delil edinirler!
  • می‌نماید او که چشمی می‌زند ** ابلهان سازیده‌اند او را سند
  • Kıpti’nin,İsrailoğlundan hayır dua dilemesi,İsrailoğlunun da Kıpti’ye hayır duada bulunması,duasının kerem sahiplerinin kerem sahibi,merhametlilerin merhametlisi Tanrı tarafından kabul edilmesi
  • در خواستن قبطی دعای خیر و هدایت از سبطی و دعا کردن سبطی قبطی را به خیر و مستجاب شدن از اکرم الاکرمین وارحم الراحمین
  • Kıpti dedi ki: Sen bana bir duada bulun... çünkü benim gönlüm kapkara, bu yüzden de o ağız yok!
  • گفت قبطی تو دعایی کن که من ** از سیاهی دل ندارم آن دهن
  • Dua et de belki bu gönlün kilidi açılır... çirkin, güzeller meclisinde yer alır. 3495
  • که بود که قفل این دل وا شود ** زشت را در بزم خوبان جا شود
  • Çarpılmış kişi dua bereketiyle güzelleşir... yahut da bir şeytan, yeniden melek olur!
  • مسخی از تو صاحب خوبی شود ** یا بلیسی باز کروبی شود
  • Yahut da kuru dal, Meryem’in elindeki kuvvetle misler kokar, yaş bir hale gelir, meyve verir!
  • یا بفر دست مریم بوی مشک ** یابد و تری و میوه شاخ خشک