English    Türkçe    فارسی   

4
3493-3502

  • Bakar, göz kırpar gibi görünürler de aptallar, onlara bir varlık verir, onları delil edinirler!
  • می‌نماید او که چشمی می‌زند ** ابلهان سازیده‌اند او را سند
  • Kıpti’nin,İsrailoğlundan hayır dua dilemesi,İsrailoğlunun da Kıpti’ye hayır duada bulunması,duasının kerem sahiplerinin kerem sahibi,merhametlilerin merhametlisi Tanrı tarafından kabul edilmesi
  • در خواستن قبطی دعای خیر و هدایت از سبطی و دعا کردن سبطی قبطی را به خیر و مستجاب شدن از اکرم الاکرمین وارحم الراحمین
  • Kıpti dedi ki: Sen bana bir duada bulun... çünkü benim gönlüm kapkara, bu yüzden de o ağız yok!
  • گفت قبطی تو دعایی کن که من ** از سیاهی دل ندارم آن دهن
  • Dua et de belki bu gönlün kilidi açılır... çirkin, güzeller meclisinde yer alır. 3495
  • که بود که قفل این دل وا شود ** زشت را در بزم خوبان جا شود
  • Çarpılmış kişi dua bereketiyle güzelleşir... yahut da bir şeytan, yeniden melek olur!
  • مسخی از تو صاحب خوبی شود ** یا بلیسی باز کروبی شود
  • Yahut da kuru dal, Meryem’in elindeki kuvvetle misler kokar, yaş bir hale gelir, meyve verir!
  • یا بفر دست مریم بوی مشک ** یابد و تری و میوه شاخ خشک
  • İsrailoğlu o anda secdeye kapandı da dedi ki: Ey Tanrı, ey aşikâr ve gizli işleri bilen!
  • سبطی آن دم در سجود افتاد و گفت ** کای خدای عالم جهر و نهفت
  • Kul, senden başka kimin huzurunda el kavuşturur? Dua da senden, duayı kabul etmede senden!
  • جز تو پیش کی بر آرد بنده دست ** هم دعا و هم اجابت از توست
  • Önce duaya meyil veren de sensin... sonradan duayı kabul eden de sen! 3500
  • هم ز اول تو دهی میل دعا ** تو دهی آخر دعاها را جزا
  • Evvel de sensin, âhır da sen... bizse arada söze bile gelmeyecek hiçin hiçi!   
  • اول و آخر توی ما در میان ** هیچ هیچی که نیاید در بیان
  • Böyle söylenip dururken nihayet leğeni damdan düştü... gönlü kendinden geçti.
  • این چنین می‌گفت تا افتاد طشت ** از سر بام و دلش بیهوش گشت