English    Türkçe    فارسی   

4
411-420

  • Hayvani canlarda birlik yoktur... Sen bu birliği rüzgârın ruhunda arama!
  • جان حیوانی ندارد اتحاد ** تو مجو این اتحاد از روح باد
  • Bu hayvani can, ekmek yese insani ruhun karnı doymaz; bu yük çekse o, sıkıntı çekmez!
  • گر خورد این نان نگردد سیر آن ** ور کشد بار این نگردد او گران
  • Hatta onun ölümüyle bu hayvani ruh, neşelenir, sevinir... İnsani ruhun bir şey elde ettiğini görünce de hasedinden ölür!
  • بلک این شادی کند از مرگ او ** از حسد میرد چو بیند برگ او
  • Kurtların, köpeklerin canı, hep ayrı ayrıdır. Bir olan Allah aslanlarının canlarıdır.
  • جان گرگان و سگان هر یک جداست ** متحد جانهای شیران خداست
  • Canları diye cemi sırasıyla söyledim... Çünkü o bir tek can, cisme nispetle yüz olur! 415
  • جمع گفتم جانهاشان من به اسم ** کان یکی جان صد بود نسبت به جسم
  • Gökteki bir tek güneşin bir tek nuru da ev içlerine vurunca yüzlerce nur olur ya!
  • هم‌چو آن یک نور خورشید سما ** صد بود نسبت بصحن خانه‌ها
  • Fakat ortadan duvarları kaldırdın mı hepsinin de nuru bir olur.
  • لیک یک باشد همه انوارشان ** چونک برگیری تو دیوار از میان
  • Evlerin temelleri kalmadı mı müminler bir tek insana döner, bu sır meydana çıkar.
  • چون نماند خانه‌ها را قاعده ** مومنان مانند نفس واحده
  • Bu sözden farklar belirir, müşküller doğar... Çünkü hakikatte buna benzemez bu iş ki; bu bir misaldir.
  • فرق و اشکالات آید زین مقال ** زانک نبود مثل این باشد مثال
  • Aslanla yiğit bir Âdemoğlu arasında sonsuz farklar vardır. 420
  • فرقها بی‌حد بود از شخص شیر ** تا به شخص آدمی‌زاد دلیر