English    Türkçe    فارسی   

4
805-814

  • Bir zamancağız halktan uzaklaşsan, yapayalnız kalsan ta boğazına kadar gama, endişeye batarsın. 805
  • یک زمان تنها بمانی تو ز خلق ** در غم و اندیشه مانی تا به حلق
  • Hâlbuki bu, nasıl sen olabilir? Sen o tek kişisin; Sen kendinin güzelisin, kendinin dilberisin, kendinin sarhoşusun!
  • این تو کی باشی که تو آن اوحدی ** که خوش و زیبا و سرمست خودی
  • Kendinin kuşu, kendinin avı, kendinin tuzağısın... Kendinin başköşesi, kendinin döşemesi, kendinin damısın!
  • مرغ خویشی صید خویشی دام خویش ** صدر خویشی فرش خویشی بام خویش
  • Cevher ona derler ki varlığı, kendi kendine olsun... Onunla var olan, onun feri bulunan şey, arazdır.
  • جوهر آن باشد که قایم با خودست ** آن عرض باشد که فرع او شدست
  • Sen de Âdemoğluysan onun gibi ol, bütün zürriyetleri kendinde gör!
  • گر تو آدم‌زاده‌ای چون او نشین ** جمله ذریات را در خود ببین
  • Testide ne vardır ki nehirde olmasın... Evde ne vardır ki şehirde bulunmasın! 810
  • چیست اندر خم که اندر نهر نیست ** چیست اندر خانه که اندر شهر نیست
  • Bu âlem bir testidir, gönül de ırmak suyuna benzer. Bu âlem odadır, gönülse görülmedik ve şaşılacak şeylerle dolu bir şehir!
  • این جهان خمست و دل چون جوی آب ** این جهان حجره‌ست و دل شهر عجاب
  • Süleyman aleyhisselâm’ın, benim senin imana gelmeni istemem; ancak Allah rızası içindi; ne nefsinde, ne güzelliğinde, ne de saltanatında bir zerre garezim yok. Allah nuruyla gözüm açılsın, sen de görürsün demesi
  • پیدا کردن سلیمان علیه‌السلام کی مرا خالصا لامر الله جهدست در ایمان تو یک ذره غرضی نیست مرا نه در نفس تو و حسن تو و نه در ملک تو خود بینی چون چشم جان باز شود به نورالله
  • Hemencecik gel... Ben, seni davet eden bir elçiyim... Ecel gibi şehveti öldürücüyüm, şehvete esir değil!
  • هین بیا که من رسولم دعوتی ** چون اجل شهوت‌کشم نه شهوتی
  • Hatta şehvetin olsa bile şehvette emîrim... Bir güzelin yüzünü görüp şehvet esiri olmam ben!
  • ور بود شهوت امیر شهوتم ** نه اسیر شهوت روی بتم
  • Aslımızın aslı, Halil ve bütün peygamberler gibi putları kıran kişilerdir.
  • بت‌شکن بودست اصل اصل ما ** چون خلیل حق و جمله انبیا