English    Türkçe    فارسی   

5
1688-1697

  • Yağmur yaparsa yağar, harmana feyiz ve bereket veririm, ok yaparsa bedene saplanırım.
  • گر مرا باران کند خرمن دهم  ** ور مرا ناوک کند در تن جهم 
  • Yılan yaparsa zehirlerim, yardim ederse hizmette bulunurum.
  • گر مرا ماری کند زهر افکنم  ** ور مرا یاری کند خدمت کنم 
  • Ben iki parmağın arasındaki kalem gibiyim. İbadet safında mütereddit değilim. 1690
  • من چو کلکم در میان اصبعین  ** نیستم در صف طاعت بین بین 
  • Azrail toprağı söze tuttu; o sırada o köhne topraktan bir avuç kaptı.
  • خاک را مشغول کرد او در سخن  ** یک کفی بربود از آن خاک کهن 
  • Yeryüzünden sihirbazca bir avuç toprak aldı, halbuki toprak, sözle meşguldü, ondan haberi bile olmadı.
  • ساحرانه در ربود از خاکدان  ** خاک مشغول سخن چون بی‌خودان 
  • O bir avuç toprağı yeryüzünün rızası olmadan aldı, kaçmak isteyen, ayakları gerisin geriye giden çocuğu nasıl zorla mektebe götürürlerse öylece Tanrı tapısına götürdü.
  • برد تا حق تربت بی‌رای را  ** تا به مکتب آن گریزان پای را 
  • Tanrı dedi ki: Apaydın bilgim hakki için seni bu halkın celladı yapacağım.
  • گفت یزدان که به علم روشنم  ** که ترا جلاد این خلقان کنم 
  • Azrail dedi ki: Yarabbi, halk bana düşman olur. halkın ölüm çağında boğazını siktim mi herkes bana düşman kesilir. 1695
  • گفت یا رب دشمنم گیرند خلق  ** چون فشارم خلق را در مرگ حلق 
  • Yüce Tanrım, reva görür müsün halk benden nefret etsin, bana düşman olsun?
  • تو روا داری خداوند سنی  ** که مرا مبغوض و دشمن‌رو کنی 
  • Tanrı dedi ki: Ben, sıtma ve humma, kulunç, yaralanma, gibi öyle sebepler yaratırım ki,
  • گفت اسبابی پدید آرم عیان  ** از تب و قولنج و سرسام و سنان