English    Türkçe    فارسی   

5
2821-2830

  • Bari bu açlık azabından kurtulurum ya. Yaşayış buysa ölüm bence daha iyi.
  • زین عذاب جوع باری وا رهم  ** گر حیات اینست من مرده بهم 
  • Önce tövbe etmiş, and içmişti ama nihayet eşekliğinden tövbesini de bozdu, andını da.
  • گر خر اول توبه و سوگند خورد  ** عاقبت هم از خری خبطی بکرد 
  • Hırs, insanı kör, ahmak eder, bilgisiz bir hale sokar, ölümü kolaylaştırır.
  • حرص کور و احمق و نادان کند  ** مرگ را بر احمقان آسان کند 
  • Halbuki ölüm, eşeklere kolay değildir. Çünkü ebedî canları yoktur ki.
  • نیست آسان مرگ بر جان خران  ** که ندارند آب جان جاودان 
  • Ebedî canı olmadığı için de kötülükte bulunan birisidir. Ecele cüreti, ahmaklıktandır. 2825
  • چون ندارد جان جاوید او شقیست  ** جرات او بر اجل از احمقیست 
  • Çalış da ebedî cana ulaş, ölüm gününde de elinde bir azık bulunsun.
  • جهد کن تا جان مخلد گردد  ** تا به روز مرگ برگی باشدت 
  • Kötü kişinin rızık veren Tanrıya güveni yoktur. Gayıptan ona rızkının cömertçe saçıldığına inanmaz.
  • اعتمادش نیز بر رازق نبود  ** که بر افشاند برو از غیب جود 
  • Gerçi zaman zaman ona bir açlık verdi, verdi ama Tanrı ihsanı, şimdiye kadar onu rızıksız bırakmadı.
  • تاکنونش فضل بی‌روزی نداشت  ** گرچه گه‌گه بر تنش جوعی گماشت 
  • Eğer açlık olmasaydı imtilâya tutulurdun, ondan sonra da sende daha yüzlerce illet başgösterirdi.
  • گر نباشد جوع صد رنج دگر  ** از پی هیضه بر آرد از تو سر 
  • Açlık illeti, hem lâtif oluş, hem hafif bir hale geliş, hem de Tanrı'ya yalvarıp ibadette bulunuş bakımından o illetlerden elbette daha iyidir. 2830
  • رنج جوع اولی بود خود زان علل  ** هم به لطف و هم به خفت هم عمل