English    Türkçe    فارسی   

5
2886-2895

  • Bunlar, insan değillerdir, suretten ibarettirler. Bunlar, ekmek ölüsüdürler, şehvet öldürmüştür bunları.
  • این نه مردانند اینها صورتند  ** مرده‌ی نانند و کشته‌ی شهوتند 
  • Bir hale düşmesi yüzünden gündüzün kandille gezip dolaşan papaz
  • حکایت آن راهب که روز با چراغ می‌گشت در میان بازار از سر حالتی کی او را بود 
  • Birisi, gündüzün, gönlü aşk ve yanışla dolu olarak kandille gezerdi.
  • آن یکی با شمع برمی‌گشت روز  ** گرد بازاری دلش پر عشق و سوز 
  • Bir herzevekil ona dedi ki: A adam, kendine gel de öyle her dükkânı arayıp durma.
  • بوالفضولی گفت او را کای فلان  ** هین چه می‌جویی به سوی هر دکان 
  • Aydın günde kandille ne gezip duruyorsun, bu ne saçma şey?
  • هین چه می‌گردی تو جویان با چراغ  ** در میان روز روشن چیست لاغ 
  • Adam dedi ki: Her yanda adam arıyorum. O nefesle diri olan kimdir? 2890
  • گفت می‌جویم به هر سو آدمی  ** که بود حی از حیات آن دمی 
  • Bir adam, şu pazar, adamla dolu o hür kişi dedi.
  • هست مردی گفت این بازار پر  ** مردمانند آخر ای دانای حر 
  • Adam arayan dedi ki: Bu iki yol ağzı ana caddede öfke ve hırs zamanında dayanan bir adam arıyorum.
  • گفت خواهم مرد بر جاده‌ی دو ره  ** در ره خشم و به هنگام شره 
  • Öfke ve şehvet vaktinde kendini tutabilen adam nerde? Bucak, bucak, sokak sokak böyle bir adam arıyorum işte.
  • وقت خشم و وقت شهوت مرد کو  ** طالب مردی دوانم کو به کو 
  • Nerde âlemde bu iki halde dayanabilen bir adam ki bugün ona canımı feda edeyim.
  • کو درین دو حال مردی در جهان  ** تا فدای او کنم امروز جان 
  • Bunu duyan, nadir bulunur bir şey arıyorsun, fakat kaza ve kaderden gafilsin dedi iyi bak. 2895
  • گفت نادر چیز می‌جویی ولیک  ** غافل از حکم و قضایی بین تو نیک