English    Türkçe    فارسی   

5
2992-3001

  • Şeytan, ey tabiat ve ten tutsağı der, ben bunu sana gösterdim, fakat zorlamadım ki.
  • دیو گوید ای اسیر طبع و تن  ** عرضه می‌کردم نکردم زور من 
  • Melek de, ben sana, bu neşe yüzünden gamın artar demedim mi ?
  • وآن فرشته گویدت من گفتمت  ** که ازین شادی فزون گردد غمت 
  • Falan günde ben sana şöyle demedim mi? Cinler yolu, o tarafa giden yoldur.
  • آن فلان روزت نگفتم من چنان  ** که از آن سویست ره سوی جنان 
  • Biz, senin canına dostuz, ruhuna ruhlar katarız. Senin babana ihlâsla secde etmişiz. 2995
  • ما محب جان و روح افزای تو  ** ساجدان مخلص بابای تو 
  • Şimdi de sana hizmet etmekte, hizmet edilme yoluna seni çağırmadayız.
  • این زمانت خدمتی هم می‌کنیم  ** سوی مخدومی صلایت می‌زنیم 
  • Bu şeytanlar, babana da düşmandı. "Secde edin" emrine uymadılar.
  • آن گره بابات را بوده عدی  ** در خطاب اسجدوا کرده ابا 
  • Fakat sen ona uydun da bizi dinlemedin. Hizmet haklarımızı tanımadın bile.
  • آن گرفتی آن ما انداختی  ** حق خدمتهای ما نشناختی 
  • Şimdi biz de meydandayız, onlar da. Sözümüzden, sesimizden tanı, gör der.
  • این زمان ما را و ایشان را عیان  ** در نگر بشناس از لحن و بیان 
  • Gece yarısı dosttan bir sır duydun, onun söz söyleyişini işittin mi, sabahleyin söz söyleyenin o dost olduğunu anlarsın. 3000
  • نیم شب چون بشنوی رازی ز دوست  ** چون سخن گوید سحر دانی که اوست 
  • Geceleyin iki kişi, sana haber getirirse sabahleyin ikisini de seslerinden tanırsın.
  • ور دو کس در شب خبر آرد ترا  ** روز از گفتن شناسی هر دو را