English    Türkçe    فارسی   

5
3491-3500

  • Seti, onun elini bağlamazsan o,senin elini bağlar. Sen, onun ayağını kırmazsan o,senin ayağını kırar.
  • گر نبندی دست او دست تو بست  ** گر تو پایش نشکنی پایت شکست 
  • Halbuki sen, düşmana şarap ve şeker kamışı veriyorsun. Niçin?Ona zehir gibi gül, taş ve desene!
  • تو عدو را می دهی و نی‌شکر  ** بهر چه گو زهر خند و خاک خور 
  • Zahit, gayrete gelip testiye bir taş attı, kırdı. Köle de testiyi elinden atıp zahitten kaçtı.
  • زد ز غیرت بر سبو سنگ و شکست  ** او سبو انداخت و از زاهد بجست 
  • Beyin yanına gidince bey,şarap nerde? dedi. Köle birbir macerayı anlattı.
  • رفت پیش میر و گفتش باده کو  ** ماجرا را گفت یک یک پیش او 
  • Emîrin, zahidi tedip için şiddetle gitmesi
  • رفتن امیر خشم‌آلود برای گوشمال زاهد 
  • Bey, ateşe döndü, hemen yerinden doğruldu, bana o zahidin evi nerde? Göster dedi. 3495
  • میر چون آتش شد و برجست راست  ** گفت بنما خانه‌ی زاهد کجاست 
  • Göster de şu ağır gürzle kafasını ezeyim. O kahpe oğlunun akılsız kellesini kırayım.
  • تا بدین گرز گران کوبم سرش  ** آن سر بی‌دانش مادرغرش 
  • O,köpekliğinden doğru yolu göstermeyi ne bilir?O,ancak şöhret âşıkı.
  • او چه داند امر معروف از سگی  ** طالب معروفی است و شهرگی 
  • Bu yobazlık, bu riya ile kendisine bir mevki yapmak, bir şey bahane ederek kendini göstermek istiyor.
  • تا بدین سالوس خود را جا کند  ** تا به چیزی خویشتن پیدا کند 
  • Onun, şuna buna riya yapmaktan başka hiçbir hüneri yok.
  • کو ندارد خود هنر الا همان  ** که تسلس می‌کند با این و آن 
  • Deliyse,fitne çıkarmak istiyorsa delinin ilâcı,öküz aletinden yapılma kamçıdır. 3500
  • او اگر دیوانه است و فتنه‌کاو  ** داروی دیوانه باشد کیر گاو