English    Türkçe    فارسی   

5
68-77

  • Peygamber, sahabeye, dostlarım, dedi. Bunları paylaşın. Çünkü siz benimle benim huyumla dolusunuz.
  • پر بود اجسام هر لشکر ز شاه  ** زان زنندی تیغ بر اعدای جاه 
  • Her askerin bedeni padişahla doludur. Padişahın mevki ve rütbesine düşman olanlara bu yüzden kılıç vururlar.
  • تو بخشم شه زنی آن تیغ را  ** ورنه بر اخوان چه خشم آید ترا 
  • Sen padişahın kızgınlığı ile kılıç sallarsın, yoksa kardeşlere niye kızasın ki? 70
  • بر برادر بی‌گناهی می‌زنی  ** عکس خشم شاه گرز ده‌منی 
  • Bir kardeşe, padişahın kızgınlığının aksiyle suçsuz olarak on batmanlık gürzü vuruyorsun.
  • شه یکی جانست و لشکر پر ازو  ** روح چون آبست واین اجسام جو 
  • Padişah bir candır ama ordu onunla doludur. Ruh su gibidir, bu bedenler ırmağa benzerler.
  • آب روح شاه اگر شیرین بود  ** جمله جوها پر ز آب خوش شود 
  • Padişahın can suyu tatlıysa bütün ırmaklar tatlı suyla dolar.
  • که رعیت دین شه دارند و بس  ** این چنین فرمود سلطان عبس 
  • Çünkü halk, padişahlarının dinindedir, o “abese” suresinin padişahı böyle buyurmuştur.
  • هر یکی یاری یکی مهمان گزید  ** در میان یک زفت بود و بی‌ندید 
  • Her dost bir konuk seçti, konukların arasında pek iri ve misli görülmemiş biri vardı. 75
  • جشم ضخمی داشت کس او را نبرد  ** ماند در مسجد چو اندر جام درد 
  • Öyle iriydi ki kimse onu götürmeye cesaret edemedi. Kadehteki posa ve tortu gibi o da mescitte kalakaldı.
  • مصطفی بردش چو وا ماند از همه  ** هفت بز بد شیرده اندر رمه 
  • O herkesten arda kalınca Mustafa, alıp götürdü. Sürüde yedi tane süt verir keçi vardı.
  • که مقیم خانه بودندی بزان  ** بهر دوشیدن برای وقت خوان