English    Türkçe    فارسی   

5
726-735

  • Tanrı “Sizi doyurur, fakat kendi yemek yemez” Tanrı ne yenir ne yer. O, et ve deri değildir.
  • و هو یطعمکم و لا یطعم چو اوست  ** نیست حق ماکول و آکل لحم و پوست 
  • Yiyen ve yenilen, pusuya gizlenmiş bulunan bir yiyiciden nasıl emin olabilir?
  • آکل و ماکول کی ایمن بود  ** ز آکلی که اندر کمین ساکن بود 
  • Yenen şeylerin emin olması, sonunda yas ve matem verir. Yürü, yemeyen içmeyen Tanrı’nın tapısına git.
  • امن ماکولان جذوب ماتمست  ** رو بدان درگاه کو لا یطعم است 
  • Her hayal, başka bir hayali yemekte, her düşünce, başka bir düşünceyi otlamaktadır.
  • هر خیالی را خیالی می‌خورد  ** فکر آن فکر دگر را می‌چرد 
  • Hayalden geçemiyorsun, yahut da uyuyup ondan kurtulamıyorsun. 730
  • تو نتانی کز خیالی وا رهی  ** یا بخسپی که از آن بیرون جهی 
  • Düşünce arıdır, uykunsa su. Uyusan bile uyandın mı yine başına üşüşür.
  • فکر زنبورست و آن خواب تو آب  ** چون شوی بیدار باز آید ذباب 
  • Nice hayal arılar uçuşup durur, seni bu yana o yana çekiştirir.
  • چند زنبور خیالی در پرد  ** می‌کشد این سو و آن سو می‌برد 
  • Bu hayal, yiyenlerin en aşağılığıdır. Öbürlerini ise ululuk ıssı Tanrı bilir.
  • کمترین آکلانست این خیال  ** وآن دگرها را شناسد ذوالجلال 
  • Kendine gel de o kaba ve haşin yiyiciler bölüğünden kaç. “Seni biz koruruz” diyen Tanrı’ya sığın.
  • هین گریز از جوق اکال غلیظ  ** سوی او که گفت ما ایمت حفیظ 
  • Yahut da o koruyucuya koşup kurtulmak elinden gelmiyorsa o koruma sıfatını kazanan kişiye kaç. 735
  • یا به سوی آن که او آن حفظ یافت  ** گر نتانی سوی آن حافظ شتافت