English    Türkçe    فارسی   

5
8-17

  • Övmek tarif etmek perdeyi yırtmaktır. Halbuki güneşin anlatılmaya da ihtiyacı yok, tarife de.
  • مدح تعریفست در تخریق حجاب  ** فارغست از شرح و تعریف آفتاب 
  • Güneşi öven kendini över, iki gözüm de aydındır, çapaklı değil, ağrımıyor demek ister.
  • مادح خورشید مداح خودست  ** که دو چشمم روشن و نامرمدست 
  • Alemdeki güneşi yermek, iki gözüm de kör, karanlık ve çipil diye kendini yermektir. 10
  • ذم خورشید جهان ذم خودست  ** که دو چشمم کور و تاریک به دست 
  • Alemde muradına ermiş güneşe haset eden kişiyi bağışla sen.
  • تو ببخشا بر کسی کاندر جهان  ** شد حسود آفتاب کامران 
  • Bir adam güneşi örtebilir, gözlerden gizleyebilir mi? Onun tazeliğini pörsütür onu soldurabilir mi?
  • تو اندش پوشید هیچ از دیده‌ها  ** وز طراوت دادن پوسیده‌ها 
  • Yahut haddi sonu olmayan nurunu eksiltebilir mi? Yahut da onu mertebesinden indirebilir mi?
  • یا ز نور بی‌حدش توانند کاست  ** یا به دفع جاه او توانند خاست 
  • Ululara haset edene o haset ebedi bir ölümdür.
  • هر کسی کو حاسد کیهان بود  ** آن حسد خود مرگ جاویدان بود 
  • Senin kadrin, rütbense akılların anlayacağı dereceyi çoktan geçti. Akıl, seni anlatmada şaşırdı, aciz kaldı. 15
  • قدر تو بگذشت از درک عقول  ** عقل اندر شرح تو شد بوالفضول 
  • Gerçi bu akıl, anlatmada aciz oldu ama yine de acizcesine anlatması gerek.
  • گر چه عاجز آمد این عقل از بیان  ** عاجزانه جنبشی باید در آن 
  • Çünkü hepsi anlaşılmayan bir şey bilin ki atılıvermez.
  • ان شیا کله لا یدرک  ** اعلموا ان کله لا یترک