English    Türkçe    فارسی   

5
853-862

  • Yoluna altın dolu bir çuval getirip, bu şehirden Ebubekir adlı birini isteme.
  • بس جوال زر کشیدندش به راه  ** کز چنین شهری ابوبکری مخواه 
  • Sebzvar’da nasıl olur da Ebubekir bulunur? Hiç dere içinde ıslanmamış toprak parçası bulunur mu? dediler.
  • کی بود بوبکر اندر سبزوار  ** یا کلوخ خشک اندر جویبار 
  • Padişah altından yüz çevirip “A mecusiler” dedi, Ebubekir adlı birisini armağan olarak getirmedikçe 855
  • رو بتابید از زر و گفت ای مغان  ** تا نیاریدم ابوبکر ارمغان 
  • Fayda yok. ben çocuk değilim ki altına, gümüşe hayran olayım.”
  • هیچ سودی نیست کودک نیستم  ** تا به زر و سیم حیران بیستم 
  • Ey zebun kişi sen de secde etmedikçe kıçınla mescidi silip süpürsen kurtulamazsın.
  • تا نیاری سجده نرهی ای زبون  ** گر بپیمایی تو مسجد را به کون 
  • Şehirliler, sağdan, soldan haberciler uçurdular. Bu yıkık yerde bir Ebubekir var mı nerede? diye aramaya koyuldular.
  • منهیان انگیختند از چپ و راست  ** که اندرین ویرانه بوبکری کجاست 
  • Üç gün üç gece koşup tozduktan sonra bir arık Ebubekir bulabildiler.
  • بعد سه روز و سه شب که اشتافتند  ** یک ابوبکری نزاری یافتند 
  • Yolcuymuş, hastalıktan yıkık bir yerin bir bucağında kuruyup kalmış. 860
  • ره گذر بود و بمانده از مرض  ** در یکی گوشه‌ی خرابه پر حرض 
  • Bir yıkık bucakta uyuyormuş. Onu görünce, çabuk dediler,
  • خفته بود او در یکی کنجی خراب  ** چون بدیدندش بگفتندش شتاب 
  • Kalk seni padişah istiyor. Senin yüzünden şehrimiz ölümden kurtulacak.
  • خیز که سلطان ترا طالب شدست  ** کز تو خواهد شهر ما از قتل رست