English    Türkçe    فارسی   

6
1412-1421

  • Kimi aç , çıplak görürsen bu hali , sabırsızlığına tanıktır.
  • هرکه را دیدی برهنه و بی‌نوا  ** هست بر بی‌صبری او آن گوا 
  • Kim ürker , canı dertler içinde kalırsa mutlaka bir kötü kişiye arkadaşlık etmiştir.
  • هرکه مستوحش بود پر غصه جان  ** کرده باشد با دغایی اقتران 
  • Eğer sabretsen ülfetine tahammül edip vefa göstersen sevdiğinden ayrılmaz , başını dövmezdin.
  • صبر اگر کردی و الف با وفا  ** ار فراق او نخوردی این قفا 
  • Balla sütün karıştığı gibi Allah huyuyla huylansaydın “Ben batanları sevmem” der, 1415
  • خوی با حق نساختی چون انگبین  ** با لبن که لا احب الافلین 
  • Kervandan arda kalmış ateş gibi yol üstünde yalnız başına kala kalmazdın.
  • لاجرم تنها نماندی هم‌چنان  ** که آتشی مانده به راه از کاروان 
  • Sabırsızlıktan Allah’dan başkasına eş oldun mu onun ayrılığıyla dertlenirsin , hayrın kalmaz.
  • چون ز بی‌صبری قرین غیر شد  ** در فراقش پر غم و بی‌خیر شد 
  • Sohbetin halis altınsa nasıl oluyor da haine emanet ediyorsun ?
  • صحبتت چون هست زر ده‌دهی  ** پیش خاین چون امانت می‌نهی 
  • Allahyla düş kalk, onun huylarıyla huylan da emanetlerin zâyi olmaktan da emin olsun, eksilmekten de.
  • خوی با او کن که امانتهای تو  ** آمن آید از افول و از عتو 
  • Huyları yaratanın huyuyla huylan,peygamberlerin ahlâkını yetiştirip besleyen Allah’nın ahlâkına bürün. 1420
  • خوی با او کن که خو را آفرید  ** خویهای انبیا را پرورید 
  • Ona bir kuzu versen sana bir sürü bağışlar.Her sıfatı , kemale götüren zaten Allah’dır.
  • بره‌ای بدهی رمه بازت دهد  ** پرورنده‌ی هر صفت خود رب بود