English    Türkçe    فارسی   

6
1432-1441

  • Anasının canı, gözümün nuru der ama günden güne artan duran dertten, hasretten başka bir şey vermez sana.
  • جان مادر چشم روشن گویدت  ** جز غم و حسرت از آن نفزویدت 
  • O ana, babaya açıkça, yavrucuğum mektepten bezdi, soldu sarardı der..
  • مر پدر را گوید آن مادر جهار  ** که ز مکتب بچه‌ام شد بس نزار 
  • Başka karından olsaydı ona bu kadar cefada bulunmazdın.
  • از زن دیگر گرش آوردیی  ** بر وی این جور و جفا کم کردیی 
  • Doğrusunu istersen bu yavrucuk, senin oğlun olmasaydı ve ben doğurmasaydım, yine anası, bu sözü söylerdi! 1435
  • از جز تو گر بدی این بچه‌ام  ** این فشار آن زن بگفتی نیز هم 
  • Kendine gel, bu anadan , onun merhametinden kaç. Babanın sillesi, onun helvasından yeğdir.
  • هین بجه زن مادر و تیبای او  ** سیلی بابا به از حلوای او 
  • Ana nefistir…Baba da cömert akıl. Akla uyan önce daralır ama sonunda yüzlerce genişliğe uğrar.
  • هست مادر نفس و بابا عقل راد  ** اولش تنگی و آخر صد گشاد 
  • Ey akılları ihsan eden Allah, feryada yetiş. Sen bir şey dilemezsen hiç kimse dilemez.
  • ای دهنده‌ی عقلها فریاد رس  ** تا نخواهی تو نخواهد هیچ کس 
  • İstek de sendedir, ihsan da. Biz kimiz ki? Evvel de sensin , âhır da.
  • هم طلب از تست و هم آن نیکوی  ** ما کییم اول توی آخر توی 
  • Hem sen söyle, hem sen dinle, hem sen ol. Biz bunca malımız mülkümüzle yine hiçbir şey değiliz. 1440
  • هم بگو تو هم تو بشنو هم تو باش  ** ما همه لاشیم با چندین تراش 
  • Yarabbi, bize tekliflerde bulundun, lûtfet de secdeye rağbetimizi artır;bize cebir tembelliğini gönderip şevkimizi söndürme.
  • زین حواله رغبت افزا در سجود  ** کاهلی جبر مفرست و خمود