English    Türkçe    فارسی   

6
2114-2123

  • Yürü, dua et ki bu yurdun köpeğisin. Yoksa şimdi yapacağımı yapardım sana.
  • رو دعا کن که سگ این موطنی  ** ورنه اکنون کردمی من کردنی 
  • Dervişin, Şeyh’in evinden dönmesi ve Şeyh’i halktan sorması, onların da filân ormana gitti diye haber vermeleri
  • واگشتن مرید از وثاق شیخ و پرسیدن از مردم و نشان دادن ایشان کی شیخ به فلان بیشه رفته است 
  • Ondan sonra derviş, herkese sormakta, Şeyh’i her tarafta araştırmadaydı. 2115
  • بعد از آن پرسان شد او از هر کسی  ** شیخ را می‌جست از هر سو بسی 
  • Birisi dedi ki: O kutup, odun getirmek üzere ormana gitti.
  • پس کسی گفتش که آن قطب دیار  ** رفت تا هیزم کشد از کوهسار 
  • O Zülfikâr düşünceli ve ateşli derviş Şeyh’in havasına uyup ormanın yolunu tuttu.
  • آن مرید ذوالفقاراندیش تفت  ** در هوای شیخ سوی بیشه رفت 
  • Şeytan, aklına ayı tozla örten bir gizli vesvese vermekteydi.
  • دیو می‌آورد پیش هوش مرد  ** وسوسه تا خفیه گردد مه ز گرد 
  • Bu din şeyhi neden böyle bir kadını evinde tutuyor, onunla düşüp kalkıyor?
  • کین چنین زن را چرا این شیخ دین  ** دارد اندر خانه یار و همنشین 
  • Zıt, nasıl olur da zıddıyla beraber bulunur? Halkın imamı olan bir zat nerede, maymun nerede? diyordu. 2120
  • ضد را با ضد ایناس از کجا  ** با امام‌الناس نسناس از کجا 
  • Sonra yine ateş gibi dönüyor, Lâ havle okuyor, ona itirazım küfürdür, kindir diyordu.
  • باز او لاحول می‌کرد آتشین  ** که اعتراض من برو کفرست و کین 
  • Ben kim oluyorum ki Tanrı’nın işlerine karışıyorum? Nefsimden neden böyle şüpheler, kınamalar geliyor?
  • من کی باشم با تصرفهای حق  ** که بر آرد نفس من اشکال و دق 
  • Derken nefsi yine saldırıyor, bu yüzden, gönlünden kuyumcular potasından çıkar gibi duman tütüyordu.
  • باز نفسش حمله می‌آورد زود  ** زین تعرف در دلش چون کاه دود