English    Türkçe    فارسی   

6
2771-2780

  • Bu yapılmış, düzülmüş mamureler, o çölden geldi. Saltanat, padişahlık, vezirlik, oradan verildi.
  • زان بیابان این عمارت‌ها رسید  ** ملک و شاهی و وزارتها رسید 
  • Yokluk çölünden bu görünen âleme iştiyaklarla bölük bölük varlıklar gelip durmada.
  • زان بیابان عدم مشتاق شوق  ** می‌رسند اندر شهادت جوق جوق 
  • Bu çölden her akşam, her sabah kervan üstüne kervan geliyor.
  • کاروان بر کاروان زین بادیه  ** می‌رسد در هر مسا و غادیه 
  • Geliyor, biz geldik, nöbet bizim, siz gidin diye yerimizi yurdumuzu alıyor.
  • آید و گیرد وثاق ما گرو  ** که رسیدم نوبت ما شد تو رو 
  • Oğul, akıl gözünü açtı mı baba, hemencecik yükünü kağnıya koyuyor. 2775
  • چون پسر چشم خرد را بر گشاد  ** زود بابا رخت بر گردون نهاد 
  • O âlemden buraya bir ana yol var. Oradan buraya geliyorlar, buradan oraya gidiyorlar.;
  • جاده‌ی شاهست آن زین سو روان  ** وآن از آن سو صادران و واردان 
  • İyi dikkat et. Oturmuşuz ama gidiyoruz, yeni bir yere hareket etmişiz, fakat görmüyorsun sen.
  • نیک بنگر ما نشسته می‌رویم  ** می‌نبینی قاصد جای نویم 
  • Sermayeni ağzını bugün için değil, ilerisi için, ileride bir iş yapmak için hazırlarsın.
  • بهر حالی می‌نگیری راس مال  ** بلک از بهر غرض‌ها در مل 
  • Ey yola tapan, yolcu odur ki yüzü ve gidişi, ileriyedir.
  • پس مسافر این بود ای ره‌پرست  ** که مسیر و روش در مستقبلست 
  • Nitekim gönül perdesi ardından da anbean yorulmadan, usanmadan hayal alayı gelip durur. 2780
  • هم‌چنانک از پرده‌ی دل بی‌کلال  ** دم به دم در می‌رسد خیل خیال