English    Türkçe    فارسی   

6
2903-2912

  • Çünkü gözün duygusu, rengi çeker; beyin ve burun, güzel kokuları.
  • زانک حس چشم آمد رنگ کش  ** مغز و بینی می‌کشد بوهای خوش 
  • Bu çekilişleri de sırları bilen Tanrı’dan bil. Sen, kendi çekişinle bizi buralardan kurtar Yarabbi!
  • زین کششها ای خدای رازدان  ** تو به جذب لطف خودمان ده امان 
  • Ey müşterimiz olan Tanrı, sen bu çekicilerden üstünsün. Âcizleri satın alırsan değer, yaraşır. 2905
  • غالبی بر جاذبان ای مشتری  ** شاید ار درماندگان را وا خری 
  • Kadir gecesi, o dolunayı tanıyan, susuz kişinin buluta yüz çevirmesi gibi yüzünü padişaha döndürdü.
  • رو به شه آورد چون تشنه به ابر  ** آنک بود اندر شب قدر آن بدر 
  • Dili de onundu zaten, canı da. Onun olan, ona küstahça söz söylese ne çıkar?
  • چون لسان وجان او بود آن او  ** آن او با او بود گستاخ‌گو 
  • Dedi ki: Biz can gibi balçığa kakılıp kaldık. Kıyamet gününde can güneşi sensin.
  • گفت ما گشتیم چون جان بند طین  ** آفتاب جان توی در یوم دین 
  • Ey gizlice yürüyen padişah, vakti geldi... Kerem et, hayırlısı ile bir sakalını oynat.
  • وقت آن شد ای شه مکتوم‌سیر  ** کز کرم ریشی بجنبانی به خیر 
  • Her birimiz hünerimizi gösterdik, fakat o hünerler, ancak bahtsızlığımızı arttırdı. 2910
  • هر یکی خاصیت خود را نمود  ** آن هنرها جمله بدبختی فزود 
  • O marifetler, boynumuzu bağladı, o mevkiler yüzünden baş aşağı düştük, alçaldık.
  • آن هنرها گردن ما را ببست  ** زان مناصب سرنگوساریم و پست 
  • O hünerler, boynumuza bağlanmış bir hurma lifi oldu. Ölüm günü, onların hiç birinden fayda yok.
  • آن هنر فی جیدنا حبل مسد  ** روز مردن نیست زان فنها مدد