English    Türkçe    فارسی   

6
3182-3191

  • Bu göz kaş, bu boy pos, daima aslına gider durur. Suya akseden hayal, kalır mı hiç?
  • هم به اصل خود رود این خد و خال  ** دایما در آب کی ماند خیال 
  • Bütün tasvirler, ırmak suyundaki akislerdir. Gökyüzünü ovdun mu görürsün ki hepsi de o.
  • جمله تصویرات عکس آب جوست  ** چون بمالی چشم خود خود جمله اوست 
  • Derken o garibin aklı dedi ki: Şu şaşılığı bırak. Sirke pekmezdir, pekmez de sirke.
  • باز عقلش گفت بگذار این حول  ** خل دوشابست و دوشابست خل 
  • O muhtesibi, noksanın yüzünden ayrı bildin. Gayretli padişahlardan utan a şaşı! 3185
  • خواجه را چون غیر گفتی از قصور  ** شرم‌دار ای احول از شاه غیور 
  • Havanın üstündeki esîrden bile ileri gitmiş olan zatı şu karanlıklarda oturan farelerden sayma.
  • خواجه را که در گذشتست از اثیر  ** جنس این موشان تاریکی مگیر 
  • Onu can olarak gör, ağır cisim olarak görme. Onu beyin gör, kemik olarak görme.
  • خواجه‌ی جان بین مبین جسم گران  ** مغز بین او را مبینش استخوان 
  • Ona melun iblisin gözü ile bakma, onu toprağa mensup sayma.
  • خواجه را از چشم ابلیس لعین  ** منگر و نسبت مکن او را به طین 
  • Güneşle yoldaş olana yarasa deme. Kendisine secde edileni secde eder bilme.
  • همره خورشید را شب‌پر مخوان  ** آنک او مسجود شد ساجد مدان 
  • Bu da akislere benzer ama akis değildir. Akis suretinde Tanrı’nın görünüşüdür bu. 3190
  • عکس‌ها را ماند این و عکس نیست  ** در مثال عکس حق بنمودنیست 
  • O, bir güneş görmüştür, cansız ve donmuş bir halde kalmamıştır. Şırlağan yağı, gül yağı olmuştur; şırlağan yağı kalmamıştır.
  • آفتابی دید او جامد نماند  ** روغن گل روغن کنجد نماند