English    Türkçe    فارسی   

6
3296-3305

  • Sen, bu çobanlıkta öyle doğru hareket ettin ki sana bir ayıp bulan kör olur.
  • خواجه باری تو درین چوپانیت  ** کردی آنچ کور گردد شانیت 
  • Biliyorum Tanrı mükâfat olarak sana o âlemde de ebedî bir başbuğluk verir.
  • دانم آنجا در مکافات ایزدت  ** سروری جاودانه بخشدت 
  • Ben de deniz gibi cömert eline senin lûtfuna ihsanına güvenerek
  • بر امید کف چون دریای تو  ** بر وظیفه دادن و ایفای تو 
  • Hiç yoktan tam dokuz bin altın borç ettim. Neredesin sen ki lûtfunla bu tortu saf bir hale gelsin.
  • وام کردم نه هزار از زر گزاف  ** تو کجایی تا شود این درد صاف 
  • Neredesin ki yeşillik gibi gülesin de onu da al. Onun on mislini de al diyesin. 3300
  • تو کجایی تا که خندان چون چمن  ** گویی بستان آن و ده چندان ز من 
  • Neredesin ki beni güldüresin, efendiler gibi lütufta bulunasın, ihsan edesin.
  • تو کجایی تا مرا خندان کنی  ** لطف و احسان چون خداوندان کنی 
  • Neredesin ki beni hazinene götüresin da borçtan da emin edesin, yoksulluktan da.
  • تو کجایی تا بری در مخزنم  ** تا کنی از وام و فاقه آمنم 
  • Ben yeter dedikçe, sen ihsanını fazlalaştırasın da bunu da hatırım için al diyesin.
  • من همی‌گویم بس و تو مفضلم  ** گفته کین هم گیر از بهر دلم 
  • Bir alem nasıl olurda toprak altına sığar? Bir gökyüzü nasıl olur da yere girer?
  • چون همی‌گنجد جهانی زیر طین  ** چون بگنجد آسمانی در زمین 
  • Haşa Tanrı hakkı için sen, diriyken de bu alemden dışarıda değilsin, şimdi de. 3305
  • حاش لله تو برونی زین جهان  ** هم به وقت زندگی هم این زمان