English    Türkçe    فارسی   

6
3637-3646

  • Yusuf, dalıp baksın diye Zeliha da odasını resimlerle bezemişti ya hani.
  • هم‌چو آن حجره‌ی زلیخا پر صور  ** تا کند یوسف بناکامش نظر 
  • Yusuf, ona bakmadığından o da hileye başvurmuş, odayı kendi resimleriyle doldurmuştu.
  • چونک یوسف سوی او می‌ننگرید  ** خانه را پر نقش خود کرد آن مکید 
  • Güzel yüzlü Yusuf, nereye bakarsa elinde olmaksızın onun yüzünü görsün diye böyle yapmıştı.
  • تا به هر سو که نگرد آن خوش‌عذار  ** روی او را بیند او بی‌اختیار 
  • Tanrı da gözü aydınlar için altı tarafı da delillerine mazhar etti. 3640
  • بهر دیده‌روشنان یزدان فرد  ** شش جهت را مظهر آیات کرد 
  • Her hayvan, her bitki, nereye baksa; nereye varsa; Tanrı güzelliğini görsün; ondan gıdalansın dedi.
  • تا بهر حیوان و نامی که نگزند  ** از ریاض حسن ربانی چرند 
  • Onun için o oraya “ Nereye dönersiniz Tanrı yüzü var” buyurdu.
  • بهر این فرمود با آن اسپه او  ** حیث ولیتم فثم وجهه 
  • Susar da bir bardaktan su bile içersiniz suyun içinde Tanrıya bakmaktasınız.
  • از قدح‌گر در عطش آبی خورید  ** در درون آب حق را ناظرید 
  • Fakat âşık olmayan suya bakar da suyun içinde kendi yüzünü görür ey gözü açık er!
  • آنک عاشق نیست او در آب در  ** صورت صورت خود بیند ای صاحب‌بصر 
  • Ama âşıkın sureti, Tanrı’da fani olursa söyle bakalım, suda kimin suretini görür? 3645
  • صورت عاشق چو فانی شد درو  ** پس در آب اکنون کرا بیند بگو 
  • Güneşte Tanrı güzelliğini görür âşıklar. Gayret sahibi Tanrı’nın sanatıyla nasıl ay, suya vurur da suda görünürse güneşte de hak görünür.
  • حسن حق بینند اندر روی حور  ** هم‌چو مه در آب از صنع غیور