English    Türkçe    فارسی   

6
4574-4583

  • Kovalar, gıda için suda dalgıçlık ederler. Onun kovasiyse hem gıdadır, hem de balığın canına hayattır.
  • دلوها غواص آب از بهر قوت  ** دلو او قوت و حیات جان حوت 
  • Kovalar, yüce gök kubbeye bağlıdır. Onun kovasiyle Tanrı'nın güçlü kuvvetli iki parmağı arasındadır. 4575
  • دلوها وابسته‌ی چرخ بلند  ** دلو او در اصبعین زورمند 
  • Kova nedir, ip nedir, gök ne? Bu örnek: pek sudan bir örnektir ey ulu er!
  • دلو چه و حبل چه و چرخ چی  ** این مثال بس رکیکست ای اچی 
  • Fakat nerden sağlam bir örnek bulayım? Onun eşi ne gelir, ne de gelmiştir.
  • از کجا آرم مثالی بی‌شکست  ** کفو آن نه آید و نه آمدست 
  • Yüz binlerce er, bir kişide gizlidir. Yüzlerce yayla ok, bir oka sığmış, bir oka gizlenmiştir.
  • صد هزاران مرد پنهان در یکی  ** صد کمان و تیر درج ناوکی 
  • "Attığın zaman sen atmadın, Tanrı attı" sözü, bir imtihandır. Yüz binlerce harman, bir avuç buğdaydadır.
  • ما رمیت اذ رمیتی فتنه‌ای  ** صد هزاران خرمن اندر حفنه‌ای 
  • Bir güneş, bir zerre içinde gizlidir. Derken ansızın o zerre ağzını açar. 4580
  • آفتابی در یکی ذره نهان  ** ناگهان آن ذره بگشاید دهان 
  • O güneşin huzurunda gizlendiği yerden sıçradı mı göklerde zerre zerre olur, yeryüzü de.
  • ذره ذره گردد افلاک و زمین  ** پیش آن خورشید چون جست از کمین 
  • Artık böyle bir can, nasıl olur da bedene lâyık olur? Kendine gel de ey beden, bu candan iki elini de yuğ!
  • این چنین جانی چه درخورد تنست  ** هین بشو ای تن ازین جان هر دو دست 
  • Ey cana bucak olan beden, yeter artık! Deniz, bir matraya ne kadar sığabilir ki?
  • ای تن گشته وثاق جان بسست  ** چند تاند بحر درمشکی نشست