English    Türkçe    فارسی   

6
522-531

  • Bir kişi kamışları yere döşese, fakat örüp hasır yapmasa nasıl durur? Bir yel geldi mi alır, uçuruverir.
  • این حصیری که کسی می‌گسترد  ** گر نپیوندد به هم بادش برد 
  • Allah, her cinsi eş yarattı, sonuçlar da topluluktan meydana geldi.
  • حق ز هر جنسی چو زوجین آفرید  ** پس نتایج شد ز جمعیت پدید 
  • Hâsılı adam söyledi, kuş söyledi... bahisleri uzadı gitti.
  • او بگفت و او بگفت از اهتزاز  ** بحثشان شد اندرین معنی دراز 
  • Mesnevi’yi kısa ve gönlün istediği bir şekilde düz. Macerayı özlü ve kısa anlat. 525
  • مثنوی را چابک و دلخواه کن  ** ماجرا را موجز و کوتاه کن 
  • Ondan sonra kuş dedi ki: Bu buğdaylar kimin? Adam, vasisi olmayan bir yetimin emaneti.
  • بعد از آن گفتش که گندم آن کیست  ** گفت امانت از یتیم بی وصیست 
  • Beni emin bildikleri için emanet ettiler, yetim malı dedi.
  • مال ایتام است امانت پیش من  ** زانک پندارند ما را متمن 
  • Kuş dedi ki: Ben pek açım. Şu anda bana leş bile helâl.
  • گفت من مضطرم و مجروح‌حال  ** هست مردار این زمان بر من حلال 
  • Müsaade et de ey emniyetli, zâhit ve muhterem zat, şu buğdaydan yiyeyim.
  • هین به دستوری ازین گندم خورم  ** ای امین و پارسا و محترم 
  • Adam, zaruret hakkında fetva veren de sensin. Fakat zaruretin, ihtiyacın yok da yersen suçlu olursun. 530
  • گفت مفتی ضرورت هم توی  ** بی‌ضرورت گر خوری مجرم شوی 
  • Hattâ zaruretin varsa bile çekinmek daha iyi. Fakat mademki yiyeceksin, parasını ver bari dedi.
  • ور ضرورت هست هم پرهیز به  ** ور خوری باری ضمان آن بده