English    Türkçe    فارسی   

1
1038-1047

  • خار خار وحیها و وسوسه ** از هزاران کس بود نی یک کسه‌‌
  • Vahiy ve vesveselerin ıstırapları, binlerce kişiden gelir, bir kişiden değil.
  • باش تا حسهای تو مبدل شود ** تا ببینیشان و مشکل حل شود
  • Şüphe ediyorsan sabret, duyguların değişince onları görürsün, müşkül hallolur;
  • تا سخنهای کیان رد کرده‌‌ای ** تا کیان را سرور خود کرده‌‌ای‌‌ 1040
  • O vakit kimlerin sözlerini reddetmişsin, kimleri kendine ulu eylemişsin, görürsün.
  • باز طلبیدن نخجیران از خرگوش سر اندیشه‌‌ی او را
  • Av hayvanlarının tekrar tavşanın sırrını ve düşüncesini araştırmaları
  • بعد از آن گفتند کای خرگوش چست ** در میان آر آن چه در ادراک تست‌‌
  • Ondan sonra dediler ki: “Ey çevik tavşan! Aklındakini meydana çıkar!
  • ای که با شیری تو در پیچیده‌‌ای ** باز گو رایی که اندیشیده‌‌ای‌‌
  • Ey bir aslanla pençeleşen, kavgaya girişen, düşündüğün şeyi söyle!
  • مشورت ادراک و هشیاری دهد ** عقلها مر عقل را یاری دهد
  • Danışmak, insana anlayış ve akıl verir; akıllar da akıllara yardım eder.
  • گفت پیغمبر بکن ای رایزن ** مشورت کالمستشار موتمن‌‌
  • Peygamber “ Ey tedbir sahibi, danış ki kendisiyle danışılan kişi emindir” dedi.
  • منع کردن خرگوش راز را از ایشان‌‌
  • Tavşanın, sırrını onlardan gizlemesi
  • گفت هر رازی نشاید باز گفت ** جفت طاق آید گهی گه طاق جفت‌‌ 1045
  • Tavşan, “Her sır söylenemez, gâh çift dersin, tek olur; gâh tek dersin, çift çıkar!
  • از صفا گر دم زنی با آینه ** تیره گردد زود با ما آینه‌‌
  • Aynanın berraklığını, yüzüne karşı översen nefesinden ayna çabucak buğulanır, bulanır, bizi göstermez olur.
  • در بیان این سه کم جنبان لبت ** از ذهاب و از ذهب وز مذهبت‌‌
  • Şu üç şey hakkında dudağını kıpırdatma: Gittiğin yol, paran, bir de mezhebin.