English    Türkçe    فارسی   

1
3870-3879

  • می‌‌کند دندان بد را آن طبیب ** تا رهد از درد و بیماری حبیب‌‌ 3870
  • Sevgilinin ağrıdan, hastalıktan kurtulması için hekim, çürük dişi çekip çıkarır.
  • بس زیادتها درون نقصهاست ** مر شهیدان را حیات اندر فناست‌‌
  • Noksanlarda nice fazlalıklar var. Şehitlere hayat yokluktadır.
  • چون بریده گشت حلق رزق خوار ** یرزقون فرحین شد گوار
  • Rızk yiyen boğaz kesildi mi “Onlar Rablerinden rızıklanır, ferahlarlar” nimeti hazmedilir.
  • حلق حیوان چون بریده شد به عدل ** حلق انسان رست و افزون گشت فضل‌‌
  • Hayvanın boğazı kesilince insanın boğazı gelişir. O hayvan, insan vücuduna girer, insan olur, fazileti artar.
  • حلق انسان چون ببرد هین ببین ** تا چه زاید کن قیاس آن بر این‌‌
  • İnsanın boğazı kesilirse ne olur, fazileti ne dereceye varır? Artık agâh ol da onu bununla mukayese et.
  • حلق ثالث زاید و تیمار او ** شربت حق باشد و انوار او 3875
  • Öyle bir üçüncü boğaz doğar ki o, Tanrı şerbetiyle, Tanrı nurlarıyla beslenir, gelişir.
  • حلق ببریده خورد شربت ولی ** حلق از لا رسته مرده در بلی‌‌
  • Kesilen boğaz, bu şerbeti içer ama “Lâ” dan kurtulmuş “Belâ” da ölmüş boğaz!
  • بس کن ای دون همت کوته بنان ** تا کی‌‌ات باشد حیات جان به نان‌‌
  • Ey kısa parmaklı, himmeti kesik kişi! Ne vakte dek canının hayatı ekmek olacak?
  • ز آن نداری میوه‌‌ای مانند بید ** کآبرو بردی پی نان سپید
  • Beyaz ekmek için yüzsuyu döktüğünden dolayı söğüt ağacı gibi meyven yok!
  • گر ندارد صبر زین نان جان حس ** کیمیا را گیر و زر گردان تو مس‌‌
  • Duygu canı, bu ekmeğe sabredemiyorsa kimyayı elde et de bakırı altın yap!