English    Türkçe    فارسی   

2
1148-1157

  • جنس شاه است او و یا جنس وزیر ** هیچ باشد لایق لوزینه سیر
  • O, padişahın cinsinden mi, vezirin cinsinden mi? Hiç sarımsakla badem helvası yenir mi?
  • آن چه می‏گوید ز مکر و فعل و فن ** هست سلطان با حشم جویای من‏
  • Padişah, adamlarıyla beni arıyor demesi de hilesinden, fendinden.
  • اینت مالیخولیای ناپذیر ** اینت لاف خام و دام گول گیر 1150
  • Bu, kabul edilmeyecek bir malihulya. Bu, olmayacak bir lâf, ahmak aldatmak için kurulmuş bir tuzak!
  • هر که این باور کند از ابلهی است ** مرغک لاغر چه در خورد شهی است‏
  • Kim buna inanırsa ahmaklığından inanır. Zayıf bir kuşcağızın padişahla ne münasebeti olabilir?
  • کمترین جغد ار زند بر مغز او ** مر و را یاری‏گری از شاه کو
  • En aşağı bir baykuş, onun beynine vursa ona padişahtan yardımcı gelecek ha! Hani, nerede?” demekteydi.
  • گفت باز ار یک پر من بشکند ** بیخ جغدستان شهنشه بر کند
  • Doğan dedi ki: “ Benim bir tüyüm bile kopsa padişah, baykuş yuvasının kökünü kazır.
  • جغد چه بود خود اگر بازی مرا ** دل برنجاند کند با من جفا
  • Baykuş kim oluyor ki? Bir doğan bile beni incitir, gönlümü kırar, bana cefa ederse,
  • شه کند توده به هر شیب و فراز ** صد هزاران خرمن از سرهای باز 1155
  • Padişah; her yokuşta her inişte doğan başlarından harmanlar yapar, tepeler yüceltir.
  • پاسبان من عنایات وی است ** هر کجا که من روم شه در پی است‏
  • Benim bekçim, onun inayetleridir. Nereye varırsam padişah arkamdadır.
  • در دل سلطان خیال من مقیم ** بی‏خیال من دل سلطان سقیم‏
  • Hayalim, padişahın gönlündedir. O, bensiz duramaz.