English    Türkçe    فارسی   

2
1564-1573

  • آن درختی را که تلخ و رد بود ** و آن درختی که یکش هفصد بود
  • Acı ve kötü ağaçla, bire yedi yüz meyve veren meyveli ağacı.
  • کی برابر دارد اندر تربیت ** چون ببیندشان به چشم عاقبت‏ 1565
  • Nasıl olur da bir görür, ikisini de yetiştirmek için zahmet çeker, hele gözü her şeyin sonunu görüp dururken buna imkân mı var?
  • کان درختان را نهایت چیست بر ** گر چه یکسانند این دم در نظر
  • O iki ağaç, filvaki şimdi görünüşte bir görünüyor ama ağaçlardan maksat ne? Meyve vermek değil mi?
  • شیخ کاو ینظر بنور الله شد ** از نهایت وز نخست آگاه شد
  • Allah nuruyla gören, sondan önden agâh olan şeyh;
  • چشم آخر بین ببست از بهر حق ** چشم آخر بین گشاد اندر سبق‏
  • Âhiri gören gözü Allah uğrunda yummuş, menzile ulaşma hususunda sonu gören gözü açmıştır.
  • آن حسودان بد درختان بوده‏اند ** تلخ گوهر شور بختان بوده‏اند
  • O hasetçiler, kötü ağaçtır. Yarattıkları acı, bahtları kötüdür.
  • از حسد جوشان و کف می‏ریختند ** در نهانی مکر می‏انگیختند 1570
  • Hasetten coşarlar, ağızları köpürür durur, gizlice hileler kurarlar.
  • تا غلام خاص را گردن زنند ** بیخ او را از زمانه بر کنند
  • Bu suretle has kölenin boynunu vurmak, dünyadan kazımak dilerler.
  • چون شود فانی چو جانش شاه بود ** بیخ او در عصمت الله بود
  • Canı, padişahın canı olan kişi, nasıl fâni olur? Birisinin gönlünü Allah korursa o adam nasıl yok olur?
  • شاه از آن اسرار واقف آمده ** همچو بو بکر ربابی تن زده‏
  • Padişah o sıralara vâkıftı, fakat Ebubekr-i Rebabi gibi ses çıkarmıyordu.