English    Türkçe    فارسی   

2
1677-1686

  • دم مزن سه روز اندر گفت‏وگو ** کاین سکوت است آیت مقصود تو
  • Üç gün konuşma. Bu susmak senin maksadına erişeceğine delâlet eder.
  • هین میاور این نشان را تو به گفت ** وین سخن را دار اندر دل نهفت‏
  • Kendine gel, bunları dile getirme. Bu sözü gönlünde gizli tut” denmişti.
  • این نشانها گویدش همچون شکر ** این چه باشد صد نشانی دگر
  • Sana da bu alâmetleri şeker gibi tatlı, tatlı söyler. Hatta bunlar nedir ki? Daha yüzlerce nişaneler var.
  • این نشان آن بود کان ملک و جاه ** که همی‏جویی بیابی از اله‏ 1680
  • Bu rüya; durmadan dinlenmeden biteviye Allah’tan dilediğin saltanata, istediğin makama erişeceğine alâmettir.
  • آن که می‏گریی به شبهای دراز ** و انکه می‏سوزی سحرگه در نیاز
  • Olması için uzun gecelerde ağlayıp inlediğin, seher çağlarında niyaz ettiğin muradına;
  • آن که بی‏آن روز تو تاریک شد ** همچو دوکی گردنت باریک شد
  • Eline girmedikçe günlerini karartan, boynunu iğ gibi incelten maksadına erişeceğine delâlet eder.
  • و آن چه دادی هر چه داری در زکات ** چون زکات پاک بازان رختهات‏
  • Temiz erler nasıl varını, yoğunu verirlerse sen de onu elde etmek için varını, yoğunu verdin;
  • رختها دادی و خواب و رنگ رو ** سر فدا کردی و گشتی همچو مو
  • Malını, mülkünü, uykunu feda ettin, yüzünün rengi kaçtı, hatta başından bile geçtin, bir kıl gibi kaldın;
  • چند در آتش نشستی همچو عود ** چند پیش تیغ رفتی همچو خود 1685
  • Nice demdir ödağacı gibi ateşlere atıldın. Kaç kereler miğfer gibi kılıç önüne gittin!
  • زین چنین بی‏چارگیها صد هزار ** خوی عشاق است و ناید در شمار
  • Bunlar gibi, yüz binlerce biçarelikler, âşıkların huyudur. Bunlar, sayıya gelmez ki!