English    Türkçe    فارسی   

2
2118-2127

  • یک رگم ز ایشان بد و آن را برید ** در من آن بد رگ کجا خواهد رسید
  • Benim de bir damarım onlardandı, fakat Tanrı o damarı kesip attı. Artık o kötü damar bana nasıl hükmedebilir?
  • یک نشان آدم آن بود از ازل ** که ملایک سر نهندش از محل‏
  • Âdem’in bir nişanı ezelde şuydu: Melekler, ona secdeye lâyık olduğu için baş indirdiler, secde ettiler.
  • یک نشان دیگر آن که آن بلیس ** ننهدش سر که منم شاه و رئیس‏ 2120
  • Başka bir nişanı da İblis’in “Şah ve ulu benim” diye baş indirmemesiydi.
  • پس اگر ابلیس هم ساجد شدی ** او نبودی آدم او غیری بدی‏
  • Fakat İblis de Âdem’e secde etmiş olsaydı Âdem, Âdem olmazdı, başka birisi olurdu.
  • هم سجود هر ملک میزان اوست ** هم جحود آن عدو برهان اوست‏
  • Her meleğin ona secde etmesi, Âdem’in Âdemliğine delil olduğu gibi o düşmanın, İblis’in inadı da bir delildir.
  • هم گواه اوست اقرار ملک ** هم گواه اوست کفران سگک‏
  • Meleğin ikrarı, ona bir şahit olduğu gibi o köpeğin inkârı da bir şahittir”
  • تتمه اعتماد آن مغرور بر تملق خرس‏
  • O aldanmış kişinin, ayının vefasına güvenmesi
  • شخص خفت و خرس می‏راندش مگس ** وز ستیز آمد مگس زو باز پس‏
  • Adam uyudu, ayı sinek kovalamaktaydı. Sinek, kovulunca kalktı, fakat inadına gene kalktığı yere gelip kondu.
  • چند بارش راند از روی جوان ** آن مگس زو باز می‏آمد دوان‏ 2125
  • Ayı, o gencin yüzünden kaç kere sineği kovdu. Fakat sinek gene derhal kalktığı yere gelip konmaktaydı.
  • خشمگین شد با مگس خرس و برفت ** بر گرفت از کوه سنگی سخت زفت‏
  • Ayı, sineğe kızıp, gitti dağdan kocaman bir taş yakalayıp getirdi.
  • سنگ آورد و مگس را دید باز ** بر رخ خفته گرفته جای ساز
  • Sineğin gene uyuyan adamın suratına konmuş olduğunu görünce,