English    Türkçe    فارسی   

2
2264-2273

  • آن بهاران مضمر است اندر خزان ** در بهار است آن خزان مگریز از آن‏
  • Baharlar güz mevsiminde gizlidir, güz mevsimi de baharda. Kaçma ondan!
  • همره غم باش و با وحشت بساز ** می‏طلب در مرگ خود عمر دراز 2265
  • Gama yoldaş o, vahşetle ünsiyet kesbet. Ölümünden uzun bir ömür isteyip dur!
  • آن چه گوید نفس تو کاینجا بد است ** مشنوش چون کار او ضد آمده ست‏
  • Nefsinin “Bu kötü” dediğine kulak asma. Çünkü onun işi hep zıddınadır.
  • تو خلافش کن که از پیغمبران ** این چنین آمد وصیت در جهان‏
  • Onun dediğinin zıddını yap. Âlemde peygamberlerin de vasiyetleri böyledir.
  • مشورت در کارها واجب شود ** تا پشیمانی در آخر کم بود
  • Sonun da az pişman olasın diye yapacağın işlerde müşaverede bulunmak aciptir.
  • گفت امت مشورت با کی کنیم ** انبیا گفتند با عقل امیم‏
  • Ümmet “Kiminle meşveret edelim?” dediler de, peygamberler “ Mukteda olan akılla” diye cevap verdiler.
  • گفت گر کودک در آید یا زنی ** کاو ندارد عقل و رای روشنی‏ 2270
  • Hatta soran adam “İyi ama ya hiçbir tedbiri, isabetli aklı olmayan bir çocuk yahut kadın gelirse, onunla da meşverette bulunalım mı?” deyince,
  • گفت با او مشورت کن و انچه گفت ** تو خلاف آن کن و در راه افت‏
  • Peygamber, “ Onunla da meşverette bulun, fakat ne derse onun zıddını yap, ona aykırı yola git” dedi.
  • نفس خود را زن شناس از زن بتر ** ز انکه زن جزوی است نفست کل شر
  • Nefsini kadın bil, hatta kadından da beter. Çünkü kadın cüzüdür, nefsinse şerrin küllü!
  • مشورت با نفس خود گر می‏کنی ** هر چه گوید کن خلاف آن دنی‏
  • Nefsinle meşveret edersen o aşağılığın dediğine uyma, aksini yap;