English    Türkçe    فارسی   

2
2475-2484

  • من همی‏گفتم که یا رب آن عذاب ** هم در این عالم بران بر من شتاب‏ 2475
  • Ben de, Yarabbi, bana o azabı hemencecik burada çektir de,
  • تا در آن عالم فراغت باشدم ** در چنین درخواست حلقه می‏زدم‏
  • O âlemde rahat edeyim diye dua edip durmaktaydım. İstek kapısının halkasını bu suretle çalışıyordum.
  • این چنین رنجوریی پیدام شد ** جان من از رنج بی‏آرام شد
  • Derken bu hastalığa tutuldum. Canım zahmetten âramsız bir hale düştü.
  • مانده‏ام از ذکر و از اوراد خود ** بی‏خبر گشتم ز خویش و نیک و بد
  • Zikrinden, evradımdan kaldım. Kendimden de haberim yoktu, iyiden, kötüden de.
  • گر نمی‏دیدم کنون من روی تو ** ای خجسته وی مبارک بوی تو
  • Yüzünü görmeseydim; ey kutlu, ey kokusu güzel ve mübarek Peygamber;
  • می‏شدم از دست من یک بارگی ** کردیم شاهانه این غم خوارگی‏ 2480
  • Hayat kaydından tamamıyla sıyrılacaktım. Bana padişaha lütfedip derttaş oldun da bu gamdan kurtardın”
  • گفت هی‏هی این دعا دیگر مکن ** بر مکن تو خویش را از بیخ و بن‏
  • Peygamber, “Ne yaptın? Sakın bir daha bu duada bulunma. Kendi kökünü kendin kazıp sökme.
  • تو چه طاقت داری ای مور نژند ** که نهد بر تو چنان کوه بلند
  • Ey zayıf karınca, senin ne takatin var ki böyle bir yüce dağı yüklenmeye kalkışıyorsun!” dedi.
  • گفت توبه کردم ای سلطان که من ** از سر جلدی نه لافم هیچ فن‏
  • Adam dedi ki: “Sultanım, tövbe ettim. Bir daha böyle bir cürette bulunmam, böyle bir lâf etmem.”
  • این جهان تیه است و تو موسی و ما ** از گنه در تیه مانده مبتلا
  • Bu cihan bir çöldür, sen Musa’sın. Biz de günahımız yüzünden çölde iptilâlara uğramış kişileriz.