English    Türkçe    فارسی   

2
2781-2790

  • گر نمازت فوت می‏شد آن زمان ** می‏زدی از درد دل آه و فغان‏
  • Eğer namazın fevt olsaydı gönlüne dert düşecek, ah ve figana başlayacaktın.
  • آن تاسف و آن فغان و آن نیاز ** در گذشتی از دو صد ذکر و نماز
  • O teessüf, o figan, o niyaz, yüzlerce zikirden, namazdan üstün olacaktır.
  • من ترا بیدار کردم از نهیب ** تا بسوزاند چنان آهی حجاب‏
  • Böyle bir ah, hicapları yakmasın diye korktum da seni, onun için uyandırdım.
  • تا چنان آهی نباشد مر ترا ** تا بدان راهی نباشد مر ترا
  • İstedim ki öyle bir ah etmeyesin, bu suretle de o yola sahip olmayasın.
  • من حسودم از حسد کردم چنین ** من عدویم کار من مکر است و کین‏ 2785
  • Ben hasetçiyim, işte böyle bir hasette bulundum. Düşmanım; işim, gücüm, hile ve kinden ibarettir”
  • گفت اکنون راست گفتی صادقی ** از تو این آید تو این را لایقی‏
  • Muaviye, bunun üzerine “ İşte şimdi doğruyu söyledin, senden bu beklenir, lâyığın budur.
  • عنکبوتی تو مگس داری شکار ** من نیم ای سگ مگس زحمت میار
  • Sen örümceksin, ancak sinek tutabilirsin. Hâlbuki ben sinek değilim, zahmet etme a köpek!
  • باز اسپیدم شکارم شه کند ** عنکبوتی کی بگرد ما تند
  • Ben akdoğanım, beni padişah avlar. Örümcek, etrafımızda nasıl olur da ağ örebilir?
  • رو مگس می‏گیر تا تانی هلا ** سوی دوغی زن مگسها را صلا
  • Kudretin varken yürü, sinek avla, sinekleri bir ayran tası civarına çağır!
  • ور بخوانی تو به سوی انگبین ** هم دروغ و دوغ باشد آن یقین‏ 2790
  • Onları bala çağırsan bile bu çağırış, şüphe yok yalandır, çağırdığın şey de yine ayran!