English    Türkçe    فارسی   

2
3393-3402

  • و ز نماز و از زکات و غیر آن ** لیک یک ذره ندارد ذوق جان‏
  • Namaz kılmakta, zekât vermekte, başka ibadetlerde bulunmakta. Fakat ruhu bir zerre bile zevk duymuyor.
  • می‏کند طاعات و افعال سنی ** لیک یک ذره ندارد چاشنی‏
  • Ne güzel ibadetler ediyor, ne hoş işlerde bulunuyor. Fakat bir parçacık bile tat yok.
  • طاعتش نغز است و معنی نغز نی ** جوزها بسیار و در وی مغز نی‏ 3395
  • İbadeti kışırdan ibaret, iç, yok. Cevizler çok ama içleri boş!
  • ذوق باید تا دهد طاعات بر ** مغز باید تا دهد دانه شجر
  • İbadetlerin netice vermesi için zevk gerek, tohumun ağaç olması için iç gerek!
  • دانه‏ی بی‏مغز کی گردد نهال ** صورت بی‏جان نباشد جز خیال‏
  • İçsiz tohum, fidan olur mu? Cansız surette hayalden başka bir şey değil.
  • بقیه‏ی قصه‏ی طعنه زدن آن مرد بیگانه در شیخ‏
  • O hale âşina olamayan müridin şeyhi kınaması hikâyesinin sonu
  • آن خبیث از شیخ می‏لایید ژاژ ** کژنگر باشد همیشه عقل کاژ
  • O habis, şeyh hakkında hezeyanlarda bulunmaktaydı. Eğri bakan kişinin gözü daima eğri ve aykırı görür.
  • که منش دیدم میان مجلسی ** او ز تقوی عاری است و مفلسی‏
  • “Ben, onu bir mecliste gördüm, takvası yok, bir müflisten ibaret.
  • ور که باور نیستت خیز امشبان ** تا ببینی فسق شیخت را عیان‏ 3400
  • İnanmıyorsan bu gece kalk da şeyhinin fıskını apaçık gör” dedi.
  • شب ببردش بر سر یک روزنی ** گفت بنگر فسق و عشرت کردنی‏
  • Geceleyin o adamı bir pencere başına götürdü, dedi ki: “Fasikliğe bak, işreti gör”
  • بنگر آن سالوس روز و فسق شب ** روز همچون مصطفی شب بو لهب‏
  • Gündüzün riyasiyle gecenin fıskını seyret. Gündüz Mustafa gibi, gece Ebuleheb gibi!