English    Türkçe    فارسی   

2
458-467

  • حکم یزدان از پی آن خام مرد ** صورت آن استخوان را زنده کرد
  • Allah’ın hükmü, o çiğ herif için o kemikleri diriltti.
  • از میان بر جست یک شیر سیاه ** پنجه‏ای زد کرد نقشش را تباه‏
  • Aradan bir kara aslan da dirilip sıçradı, ahmağa bir pençe vurup öldürdü.
  • کله‏اش بر کند مغزش ریخت زود ** مغز جوزی کاندر او مغزی نبود 460
  • Kellesini kopardı, hemen beynini yere akıttı. Kafasında ceviz içi kadar beyin bile yoktu.
  • گر و را مغزی بدی اشکستنش ** خود نبودی نقص الا بر تنش‏
  • Zaten beyni bile olsaydı o kırılmakta, o helâk olmakla ancak bedeni zail olur, ruhu kalırdı.
  • گفت عیسی چون شتابش کوفتی ** گفت ز آن رو که تو زو آشوفتی‏
  • İsa aslana ,”Neden derhal onu paraladın?” dedi. Aslan, ”Sen ondan sıkılmış, perişan bir hale gelmiştin de ondan “ diye cevap verdi.
  • گفت عیسی چون نخوردی خون مرد ** گفت در قسمت نبودم رزق خورد
  • İsa, “O halde niçin kanını içmedin?” deyince de dedi ki: “O benim rızkım değildi. Bana nasip olmamıştı.”
  • ای بسا کس همچو آن شیر ژیان ** صید خود ناخورده رفته از جهان‏
  • Nice kişiler vardır ki, o kükremiş aslan gibi avını yemeden dünyadan gitmiştir.
  • قسمتش کاهی نه و حرصش چو کوه ** وجه نه و کرده تحصیل وجوه‏ 465
  • Kısmeti bir saman çöpü bile değilken hırsı dağ kadar. Allah’a yüzü yok. Âlem yanında kadir kıymet kazanmış!
  • ای میسر کرده بر ما در جهان ** سخره و بیگار ما را وارهان‏
  • Ey bize güç şeyleri kolaylaştıran Allah! Bizi abes ve boş şeylerden kurtar.
  • طعمه بنموده به ما و آن بوده شست ** آن چنان بنما به ما آن را که هست‏
  • Bize rızık diye gösterdin, hâlbuki tuzakmış. Bize her şeyi olduğu gibi göster.