English    Türkçe    فارسی   

3
1395-1404

  • اندر استغنا مراعات نیاز ** جمع ضدینست چون گرد و دراز 1395
  • İstiğna âleminde niyaza riayet etmek, yuvarlak bir şeyle uzun bir şeyi, zıddoldukları halde bir arada cem etmeye benzer.
  • خود عصا معشوق عمیان می‌بود ** کور خود صندوق قرآن می‌بود
  • Sopa, esasen körlerin sevgilisidir. Kör, Kur’an sandığına benzer ancak.
  • گفت کوران خود صنادیقند پر ** از حروف مصحف و ذکر و نذر
  • Körlerin sözleri, Mushaf harfleriyle, eski hikâyelerle, korkutuşlarla dolu sandıklardır.
  • باز صندوقی پر از قرآن به است ** زانک صندوقی بود خالی بدست
  • Fakat Kur’an’la dolu sandık, boş sandıktan iyidir elbet.
  • باز صندوقی که خالی شد ز بار ** به ز صندوقی که پر موشست و مار
  • Yüksüz sandık fareler ve yılanlar dolu sandıktan daha iyidir.
  • حاصل اندر وصل چون افتاد مرد ** گشت دلاله به پیش مرد سرد 1400
  • Hâsılı insan, vuslata erdi mi vasıta olan kadın, adamın gözüne soğuk görünmeye başlar.
  • چون به مطلوبت رسیدی ای ملیح ** شد طلب کاری علم اکنون قبیح
  • Güzelim istediğin şeye ulaştın mı artık bilgi sahibi olmayı istemek kötüdür.
  • چون شدی بر بامهای آسمان ** سرد باشد جست وجوی نردبان
  • Göklerin damlarına çıktıktan sonra da merdiven aramak manasızdır.
  • جز برای یاری و تعلیم غیر ** سرد باشد راه خیر از بعد خیر
  • Hayra ulaşan kişi, dostluk ve başkasına bir şey öğretmek maksatlarından başka bir maksatla yine hayır yolunu arar, o yoldan bahsederse bu iş, soğuk bir şeydir.
  • آینه‌ی روشن که شد صاف و ملی ** جهل باشد بر نهادن صیقلی
  • Aydın ayna saf ve cilâlı bir halde iken onu cilâlamaya kalkışmak bilgisizliktir.