English    Türkçe    فارسی   

3
1749-1758

  • این سبب را باز گو با من که چیست ** تا بدانم من که چون باید بزیست
  • Bunun sebebi ne? Bana bir söyle de ne yapmalı, nasıl etmeli anlayayım” dedi.
  • گفت چشم من ز تو روشن‌ترست ** بعد از آن هم از بلندی ناظرست 1750
  • Deve dedi ki: “Benim gözüm senin gözünden daha kuvvetlidir, daha iyi görür.
  • چون برآیم بر سرکوه بلند ** آخر عقبه ببینم هوشمند
  • Yüce bir dağın başına çıktım mı en son çukuru bile görürüm.
  • پس همه پستی و بالایی راه ** دیده‌ام را وا نماید هم اله
  • Allah, bütün inişleri çıkışları özüme gösterir.
  • هر قدم من از سر بینش نهم ** از عثار و اوفتادن وا رهم
  • Her adımımı nereye atacaksam görür de öyle atarım. Bu yüzden de sürçmekten, düşmekten kurtulurum.
  • تو ببینی پیش خود یک دو سه گام ** دانه بینی و نبینی رنج دام
  • Sense iki üç adım ötesini görmezsin. Taneyi görürsün de tuzağı görmezsin.
  • یستوی الاعمی لدیکم والبصیر ** فی المقام و النزول والمسیر 1755
  • Konak, iniş ve yürüyüş yerlerinde hiç körle gözlü bir olur mu?
  • چون جنین را در شکم حق جان دهد ** جذب اجزا در مزاج او نهد
  • Allah, ana karnında ki çocuğa can verdi mi mizacına vücudunu kuvvetlendirecek cüzüleri çekmek kabiliyetini verir.
  • از خورش او جذب اجزا می‌کند ** تار و پود جسم خود را می‌تند
  • Yediği şeylerle bu cüzüleri çeker, bu suretle de cisminin nescini dokur durur.
  • تا چهل سالش بجذب جزوها ** حق حریصش کرده باشد در نما
  • Allah, insana kırk yaşına kadar bu cüzüleri çekme kabiliyetini, bu hırsı verir, o da kendisini yetiştirir büyür, gelişir, kuvvetlenir.