English    Türkçe    فارسی   

3
1820-1829

  • گرچه بیرون‌اند از دور زمان ** با من‌اند و گرد من بازی‌کنان 1820
  • Zamanın devranından çıktılar… Çıktılar ama onlar yine benimle beraber, etrafımda oynayıp duruyorlar!
  • گریه از هجران بود یا از فراق ** با عزیزانم وصالست و عناق
  • Ağlayış ya elemden olur, ya ayrılıktan. Hâlbuki ben aziz sevgililerimle vuslattayım, koşuşup duruyorum.
  • خلق اندر خواب می‌بینندشان ** من به بیداری همی‌بینم عیان
  • Halk onları rüyada görür, bense uyanıkken onları apaşikâr görüyorum.
  • زین جهان خود را دمی پنهان کنم ** برگ حس را از درخت افشان کنم
  • Bu cihandan kendimi gizledim mi, duygu yaprağını varlık ağacından silktim mi onlarla beraberim.
  • حس اسیر عقل باشد ای فلان ** عقل اسیر روح باشد هم بدان
  • Kadınım, duygu akla esirdir, fakat bil ki akılda ruhun esiridir.
  • دست بسته‌ی عقل را جان باز کرد ** کارهای بسته را هم ساز کرد 1825
  • Can, aklın bağlı olan ellerini çözdü mü haline imkân bulunmayan işleri de yapar, düzer.
  • حسها و اندیشه بر آب صفا ** همچو خس بگرفته روی آب را
  • Duygularla düşünceler, duru suyun yüzünü çer çöp gibi kaplamıştır.
  • دست عقل آن خس به یکسو می‌برد ** آب پیدا می‌شود پیش خرد
  • Aklın eli, onları bir tarafa atar, su meydana çıkar.
  • خس بس انبه بود بر جو چون حباب ** خس چو یکسو رفت پیدا گشت آب
  • Çerçöp habbeler gibi suyun yüzünü örter. Fakat bunlar bir tarafa sürüldü mü su görünür.
  • چونک دست عقل نگشاید خدا ** خس فزاید از هوا بر آب ما
  • Allah, aklın elini açmadıkça hava, suyumuzun yüzünü çerçöple, süprüntüyle doldurur.