English    Türkçe    فارسی   

3
1902-1911

  • در زمینها و آسمانها ذره‌ای ** پر نجنباند نگردد پره‌ای
  • Yeryüzünde olsun, göklerde olsun… Bir zerre bile onun hükmü olmadıkça kanat çırpmaz, harekete gelemez;
  • جز به فرمان قدیم نافذش ** شرح نتوان کرد و جلدی نیست خوش
  • Onun yürür ve kadim fermanı olmadıkça kımıldayamaz bile. Bunu anlatmaya imkân da yoktur, bu hususta ısrar da hoş değil.
  • کی شمرد برگ درختان را تمام ** بی‌نهایت کی شود در نطق رام
  • Ağaçların yapraklarını kim sayabilir? Sonu olmayan şey, nasıl söze sığar?
  • این قدر بشنو که چون کلی کار ** می‌نگردد جز بامر کردگار 1905
  • Sen şu kadar duy, mademki bütün işler, Allah’ın emrine tabi; Allah’ın emri olmadıkça hiçbir şey olmuyor.
  • چون قضای حق رضای بنده شد ** حکم او را بنده‌ی خواهنده شد
  • Allah’ın takdiri, kulun rızası olur; kul Allah takdirine rıza verir, onun hükmünü diler, isterse…
  • بی تکلف نه پی مزد و ثواب ** بلک طبع او چنین شد مستطاب
  • Zorla yahut sevaba girmek için değil de bu razılık, kendiliğinden meydana gelir, ona hoş görünürse,
  • زندگی خود نخواهد بهر خوذ ** نه پی ذوقی حیات مستلذ
  • Artık o kul yaşamayı bu lezzetli hayattan zevk almak için istemez. Hayatı kendisi için istenen bir şey olmaktan çıkar.
  • هرکجا امر قدم را مسلکیست ** زندگی و مردگی پیشش یکیست
  • Ezelî emir, neyse ona uyarı hayatla ölüm, onun yanında bir olur.
  • بهر یزدان می‌زید نه بهر گنج ** بهر یزدان می‌مرد نه از خوف رنج 1910
  • Yaşarsa Allah için yaşar, mal, mülk ve hazine için değil… Ölürse Allah için ölür, korkudan hastalıktan değil!
  • هست ایمانش برای خواست او ** نه برای جنت و اشجار و جو
  • İmanı, onun dileği, onun rızası içindir, cennet için, ağaçlar, ırmaklar için değil!