English    Türkçe    فارسی   

3
1994-2003

  • آنک یک دیدن کند ادارک آن ** سالها نتوان نمودن از زبان
  • Gözün bir an içinde gördüğünü dil, yıllarca söylese anlatamaz.
  • آنک یک دم بیندش ادراک هوش ** سالها نتوان شنودن آن بگوش 1995
  • Kulak idrakin bir ân içinde gördüğü şeyleri, yıllarca dinlese bitmez.
  • چونک پایانی ندارد رو الیک ** زانک لا احصی ثناء ما علیک
  • Mademki bunun sonu yok, hadi, var, yine o hamdinde âciz olduğum şeyi anlat!
  • پیشتر رفتم دوان کان شمعها ** تا چه چیزست از نشان کبریا
  • O mumlar ulu Allah’tan ne çeşit nişanelerdir diye koşa koşa gidiyordum.
  • می‌شدم بی خویش و مدهوش و خراب ** تا بیفتادم ز تعجیل و شتاب
  • Derken kendimden geçtim, acelemden yere yıkıldım, harap oldum.
  • ساعتی بی‌هوش و بی‌عقل اندرین ** اوفتادم بر سر خاک زمین
  • Topraklara serildim, bir müddet akılsız, idraksiz bir halde kaldım.
  • باز با هوش آمدم برخاستم ** در روش گویی نه سر نه پاستم 2000
  • Sonra kendime gelip yine kalktım, yola düştüm. Fakat bir yere gidiyordum ki ne başım bendeydi ne ayağım!
  • نمودن آن شمعها در نظر هفت مرد
  • Mumların yedi adam şeklinde görünmesi
  • هفت شمع اندر نظر شد هفت مرد ** نورشان می‌شد به سقف لاژورد
  • Derken bu yedi mum, nurların ta lâcivert kubbeye kadar yükselen,
  • پیش آن انوار نور روز درد ** از صلابت نورها را می‌سترد
  • Gündüzün nurlarını bile bir karaltı gibi gösteren, aydınlıklarıyla bütün nurları silip süpüren yedi adam şekline girdi.
  • باز شدن آن شمعها هفت درخت
  • Mumların yedi tane ağaç olması
  • باز هر یک مرد شد شکل درخت ** چشمم از سبزی ایشان نیکبخت
  • Sonra o yedi adam, yedi tane ağaç oldu. İnsan yeşilliklerinden neşeleniyordu.