English    Türkçe    فارسی   

3
2047-2056

  • هفت می‌شد فرد می‌شد هر دمی ** من چه سان می‌گشتم ازحیرت همی
  • Her an bir ağaç, yedi ağaç olmakta, yedi ağaç bir ağaç haline gelmekteydi. Hayretten ne hale geldim, bilir misin? Dondum, kaldım!
  • بعد از آن دیدم درختان در نماز ** صف کشیده چون جماعت کرده ساز
  • Sonra ne göreyim; ağaçlar, cemaat gibi toplanmış, saf düzmüş, namaza durmuşlar!
  • یک درخت از پیش مانند امام ** دیگران اندر پس او در قیام
  • Bir ağaç, imam gibi önlerine geçmiş, öbürleri de onun ardında kıyamdalar!
  • آن قیام و آن رکوع و آن سجود ** از درختان بس شگفتم می‌نمود 2050
  • Onların kıyamı rükû etmeleri, secdeye varmaları beni büsbütün şaşırttı.
  • یاد کردم قول حق را آن زمان ** گفت النجم و شجر را یسجدان
  • O anda Allah’ın “Yıldız ve ağaç, Allah’a secde eder” sözünü hatırladım.
  • این درختان را نه زانو نه میان ** این چه ترتیب نمازست آنچنان
  • Bu ağaçların ne dizleri vardı, ne belleri! Nasıl rükûa, secdeye varıyorlar, bu ne biçim namaz? derken,
  • آمد الهام خدا کای با فروز ** می عجب داری ز کار ما هنوز
  • Allah’tan ilham geldi: A nurlu, pirli kişi, hâlâ bizim işimize şaşıyor musun? Bizce bu işler, şaşılacak işler değil ki!
  • هفت مرد شدن آن هفت درخت
  • Yedi ağacın yedi adam olması
  • بعد دیری گشت آنها هفت مرد ** جمله در قعده پی یزدان فرد
  • Bir müddet sonra ağaçlar, yedi tane adam oldu. Hepsi de tek Allah’ın huzurunda ka’dedeydi.
  • چشم می‌مالم که آن هفت ارسلان ** تا کیانند و چه دارند از جهان 2055
  • Gözlerini ovuşturup bu yedi aslan kimlerdir, âlemde ne işleri var ki, diye bakmaktaydım.
  • چون به نزدیکی رسیدم من ز راه ** کردم ایشان را سلام از انتباه
  • Yanlarına yaklaşıp onlara uyanık bir gönülle selâm verdim.