English    Türkçe    فارسی   

3
4694-4703

  • گفت ای عنقای حق جان را مطاف ** شکر که باز آمدی زان کوه قاف
  • Dedi ki: “Ey çevresinde canın tavaf edip durduğu Allah ankası… Şükrolsun, kaf dağından geri döndük,
  • ای سرافیل قیامتگاه عشق ** ای تو عشق عشق و ای دلخواه عشق 4695
  • Ey aşkın kıyamet yerinde İsrafillik eden sevgili… Ey aşkın aşkı, ey aşkın dileği!
  • اولین خلعت که خواهی دادنم ** گوش خواهم که نهی بر روزنم
  • Bana hilât vermeden önce dilerim, kulağını pencereme daya…
  • گرچه می‌دانی بصفوت حال من ** بنده‌پرور گوش کن اقوال من
  • Kalbim tertemizdir, bu yüzden halimi bilirsin… Ey kulları yetiştiren, ey kullarına lütuflarda bulunan sevgili, sözlerimi duy!
  • صد هزاران بار ای صدر فرید ** ز آرزوی گوش تو هوشم پرید
  • Ey misli olmayan Sadr, nice zamandır halimi duymanı arzulayıp durdum. Bu arzuyla aklım, fikrim uçtu gitti.
  • آن سمیعی تو وان اصغای تو ** و آن تبسمهای جان‌افزای تو
  • Nice zamandır sözlerimi dinlemeni, derdimi duymanı, o cana canlar katan gülüşlerini,
  • آن بنوشیدن کم و بیش مرا ** عشوه‌ی جان بداندیش مرا 4700
  • Benim eksik, artık sözlerimi işitmeni, benim kötülükler düşünen canımın işvesini düşünüp durdum, özleyip yattım.
  • قلبهای من که آن معلوم تست ** بس پذیرفتی تو چون نقد درست
  • Benim sence mâlum olan kalp akçelerimi sağlam para gibi kabul ettin.
  • بهر گستاخی شوخ غره‌ای ** حلمها در پیش حلمت ذره‌ای
  • Şuh bir küstahın küstahlığına gösterdiğin hilme karşı bütün hilimler, bir zerreden ibaretti.
  • اولا بشنو که چون ماندم ز شست ** اول و آخر ز پیش من بجست
  • Dinle bak, hizmetinden ayrıldığım andan itibaren nelere uğradım: İlk önce benim için ne evvel kaldı, ne âhir... Ön de gözümden kalktı, son da!