English    Türkçe    فارسی   

3
4705-4714

  • ثالثا تا از تو بیرون رفته‌ام ** گوییا ثالث ثلاثه گفته‌ام 4705
  • Üçüncüsü senden ayrıldım ayrılalı Allah, üçün üçüncüsüdür demiş gibi oldum.
  • رابعا چون سوخت ما را مزرعه ** می ندانم خامسه از رابعه
  • Dördüncüsü, ayrılık, tarlamı, ekinimi yaktı; Hâmise’yi Râbia’dan ayırt edemez oldum!
  • هر کجا یابی تو خون بر خاکها ** پی بری باشد یقین از چشم ما
  • Nerede topraklar üstünde kan görürsen hiç şüphe etme ki biz oradan geçtik, kanlı gözyaşlarımızı takip ederek izimizi izleyebilirsin!
  • گفت من رعدست و این بانگ و حنین ** ز ابر خواهد تا ببارد بر زمین
  • Sözlerim, bu feryad ü figanın âdeta gök gürültüsü… Yeryüzüne bulutlardan yağmur yağdırmak istiyor!
  • من میان گفت و گریه می‌تنم ** یا بگریم یا بگویم چون کنم
  • Söylemekle ağlamak arasında mütereddidim… Nasıl edeyim; ağlayayım mı söyleyeyim mi?
  • گر بگویم فوت می‌گردد بکا ** ور نگویم چون کنم شکر و ثنا 4710
  • Söylesem ağlayamam; fakat ağlarsam sana nasıl şükredebilir, seni nasıl övebilirim?
  • می‌فتد از دیده خون دل شها ** بین چه افتادست از دیده مرا
  • Padişahım, gözlerimden gönül kanları akmakta. Bak, gözlerimden neler akıyor?”
  • این بگفت و گریه در شد آن نحیف ** که برو بگریست هم دون هم شریف
  • O zayıf âşık, bunları söyleyip ağlamaya başladı… Haline aşağılık kişilerde ağladılar, yüce kişiler de!
  • از دلش چندان بر آمد های هوی ** حلقه کرد اهل بخارا گرد اوی
  • İçinden öyle bir hay haydır coştu ki Buhara halkı etrafına toplandı.
  • خیره گویان خیره گریان خیره‌خند ** مرد و زن خرد و کلان حیران شدند
  • Hayran hayran söylemekte, hayran hayran ağlamakta, hayran hayran gülmekteydi. Kadın, erkek, büyük, küçük, herkes ona şaştı kaldı!