English    Türkçe    فارسی   

3
718-727

  • کام از ذوق توهم خوش کنی ** در دمی در خیک خود پرش کنی
  • Damağını vehmin zevkiyle çeşnilendirir, varlık tulumuna üfürür, kendini havayla şişirip gururlanırsın ama,
  • پس به یک سوزن تهی گردی ز باد ** این چنین فربه تن عاقل مباد
  • Bir iğneyle o yel kaçıp gider. Dilerim akıllı adam, bu çeşit semirmesin!
  • کوزه‌ها سازی ز برف اندر شتا ** کی کند چون آب بیند آن وفا 720
  • Kışın kardan testiler yapıyorsun, iyi ama hiç onlar suya dayanır mı?
  • افتادن شغال در خم رنگ و رنگین شدن و دعوی طاوسی کردن میان شغالان
  • Çakalın boyacı küpüne düşüp boyanması ve çakallar arasında tavusluk dâvasına kalkışması
  • آن شغالی رفت اندر خم رنگ ** اندر آن خم کرد یک ساعت درنگ
  • Bir çakal boyacı küpüne düştü, orada bir müddet kaldı.
  • پس بر آمد پوستش رنگین شده ** که منم طاووس علیین شده
  • Sonra postu boyanmış olarak çıkıp “Ben illiyyin tavusuyum, demeye başladı.
  • پشم رنگین رونق خوش یافته ** آفتاب آن رنگها بر تافته
  • Postu boyanmış, pek güzel parlamış, güneş de o renklere vurmuştu.
  • دید خود را سبز و سرخ و فور و زرد ** خویشتن را بر شغالان عرضه کرد
  • Çakal, kendini yeşil, kızıl, pembe ve sarı renklerde görüp o çeşitli renklerle öbür çakallara göründü.
  • جمله گفتند ای شغالک حال چیست ** که ترا در سر نشاطی ملتویست 725
  • Hepsi de “A çakalcık, bu ne hâl? Fazlasıyla neşelere dalmışsın, pek memnunsun.
  • از نشاط از ما کرانه کرده‌ای ** این تکبر از کجا آورده‌ای
  • Neşeden âdeta bizden nefret ediyorsun! Bu ululuğu nereden elde ettin?” dediler.
  • یک شغالی پیش او شد کای فلان ** شید کردی یا شدی از خوش‌دلان
  • Fakat çakallardan biri “Sen ya hile yapıyorsun yahut da hakikaten bir neşeye sahip oldun, neşeliler arasına katıldın.