English    Türkçe    فارسی   

4
1264-1273

  • با دو عقل از بس بلاها وا رهی ** پای خود بر اوج گردونها نهی
  • İki akılla birçok belâlardan kurtulur, ayağını göklerin ta yücesine korsun!
  • دیو گر خود را سلیمان نام کرد ** ملک برد و مملکت را رام کرد 1265
  • Dev kendine Süleyman adını taktı, devleti elde etti, ülkeyi hükmüne aldı.
  • صورت کار سلیمان دیده بود ** صورت اندر سر دیوی می‌نمود
  • Süleyman’ın yaptığı işleri görmüştü, onun gibi hareket ediyordu... Fakat iç yüzden yine devliği suratına vurmakta, devliği görünüp durmaktaydı!
  • خلق گفتند این سلیمان بی‌صفاست ** از سلیمان تا سلیمان فرقهاست
  • Halk, bu Süleyman’da o nur o temizlik yok; Süleyman’dan Süleyman’a ne farklar var.
  • او چو بیداریست این هم‌چون وسن ** هم‌چنانک آن حسن با این حسن
  • O uyanıklığa benziyordu, buysa derin bir uyku gibi. Âdeta o Hasanla bu Hasan gibi aralarında pek büyük bir fark var diyordu.
  • دیو می‌گفتی که حق بر شکل من ** صورتی کردست خوش بر اهرمن
  • Dev de, “Allah benim şeklimde güzel bir dev yaratmıştır.
  • دیو را حق صورت من داده است ** تا نیندازد شما را او بشست 1270
  • Bir dev’e benim suretimi vermiştir; sakın o, sizi aldatmasın.
  • گر پدید آید به دعوی زینهار ** صورت او را مدارید اعتبار
  • Meydana çıkar da Süleyman benim diye dâvaya kalkışırsa sakın onun suretine itibar etmeyin” diyordu.
  • دیوشان از مکر این می‌گفت لیک ** می‌نمود این عکس در دلهای نیک
  • Dev, hileyle onlara bu sözleri söylüyordu ama iyi adamların gönüllerinde bunun aksi görünmekteydi.
  • نیست بازی با ممیز خاصه او ** که بود تمییز و عقلش غیب‌گو
  • İyiyi kötüyü fark eden adamla oyun olmaz; hele o adamın bu fark edişi ve aklı, gaypları görür söylerse!