English    Türkçe    فارسی   

4
243-252

  • هر که در تونست او چون خادمست ** مر ورا که صابرست و حازمست
  • Külhanda kalan dünya şehvetine sabreden, dünyadan el etek çeken kişiye hizmetçi mesabesindedir.
  • هر که در حمام شد سیمای او ** هست پیدا بر رخ زیبای او
  • Hamamda olan, yüzünden, yüzünün temizliğinden, güzelliğinden anlaşılır.
  • تونیان را نیز سیما آشکار ** از لباس و از دخان و از غبار 245
  • Külhandakiler de yüzlerindeki ve elbiselerindeki duman, is ve tozdan belli olurlar.
  • ور نبینی روش بویش را بگیر ** بو عصا آمد برای هر ضریر
  • Yüzünü görmezsen kokusuna dikkat et... Koku, her köre sopa gibidir!
  • ور نداری بو در آرش در سخن ** از حدیث نو بدان راز کهن
  • Kokusunu da alamadıysan onu konuştur; yeni sözden eski sırrı anla!
  • پس بگوید تونیی صاحب ذهب ** بیست سله چرک بردم تا به شب
  • Altın babası külhancı der ki: Bugün akşama kadar tam yirmi küfe tezek taşıdım.
  • حرص تو چون آتشست اندر جهان ** باز کرده هر زبانه صد دهان
  • Bunun gibi senin hırsın da, bu dünyada ateşe benzer... Her alevi, yüzlerce ağız açmıştır!
  • پیش عقل این زر چو سرگین ناخوشست ** گرچه چون سرگین فروغ آتشست 250
  • 250.Gerçi tezek, ateşi alevler, kuvvetlendirir ama akla göre bu altın, hiç de hoşa gitmeyen fışkıdır, tezektir.
  • آفتابی که دم از آتش زند ** چرک تر را لایق آتش کند
  • Ateşten dem vuran güneş, yaş fışkıyı ateşe atılmaya değer bir hale getirir.
  • آفتاب آن سنگ را هم کرد زر ** تا بتون حرص افتد صد شرر
  • İşte bunun gibi hırs külhanı yüzlerce kıvılcımla kıvılcımlansın, alevlensin diye o taşı altın haline getiren de yine güneştir.