English    Türkçe    فارسی   

4
2853-2862

  • نیست پیدا سر گفت و گوی من ** جز که زردی و نزاری روی من
  • Sözlerinin sırrı, ancak yüzümün sarılığından, zayıflığından anlaşılır.
  • اشک و خون بر رخ روانه می‌دود ** حجت حسن و جمالش می‌شود
  • Yanaklara akan kanlı göz yaşları, sevgilinin güzelliğine delildir.
  • گفت من اینها ندانم حجتی ** که بود در پیش عامه آیتی 2855
  • Filozof, ben halkın hepsine de delil olamayan bu şeylere ehemmiyet vermem, bunları delil saymam, dedi.
  • گفت چون قلبی و نقدی دم زنند ** که تو قلبی من تکویم ارجمند
  • Mümin dedi ki: Kalp akçe ile halis akçe bahse girişseler... halis akçe, sen kalpsın; ben halisim, iyiyim dese,
  • هست آتش امتحان آخرین ** کاندر آتش در فتند این دو قرین
  • Son sınama ateştir... bu iki arkadaş ateşe düştüler mi?
  • عام و خاص از حالشان عالم شوند ** از گمان و شک سوی ایقان روند
  • Halkın ileri gidenleri de hallerini anlar, alelâde olanları da... herkes, şüpheden kurtulur, onların ne olduklarını iyice anlar bilir.
  • آب و آتش آمد ای جان امتحان ** نقد و قلبی را که آن باشد نهان
  • Canım, su ve ateş de gizli olan halis akçayla kalpı sınamak, için yaratılmıştır.
  • تا من و تو هر دو در آتش رویم ** حجت باقی حیرانان شویم 2860
  • Sen ve ben... ikimiz de ateşe girelim... bu işe şaşıp kalanlara bakî bir delil olalım!
  • تا من و تو هر دو در بحر اوفتیم ** که من و تو این کره را آیتیم
  • Ben de, sen de birden denize dalalım... çünkü ben de bu halka bir delilim sen de!
  • هم‌چنان کردند و در آتش شدند ** هر دو خود را بر تف آتش زدند
  • Öyle yaptılar; ateşe girdiler... ikisi de kendilerini kızgın ateşe attılar.