English    Türkçe    فارسی   

4
290-299

  • سر به گوشش برد هم‌چون رازگو ** پس نهاد آن چیز بر بینی او 290
  • 290.Gizli bir şeyler söyler gibi ağzını kulağına götürdü, sonra da o şeyi burnuna koydu.
  • کو به کف سرگین سگ ساییده بود ** داروی مغز پلید آن دیده بود
  • Köpek pisliğini avucuna sürtmüştü... Pis beynin ilâcını bu pislikle görmüştü.
  • ساعتی شد مرد جنبیدن گرفت ** خلق گفتند این فسونی بد شگفت
  • Avucunu koklatır koklatmaz adam, deprenmeye başladı. Halk, bu pek mühim bir afsun dediler...
  • کین بخواند افسون به گوش او دمید ** مرده بود افسون به فریادش رسید
  • Afsunu okuyup kulağına üfürdü... Adam adeta ölmüştü, afsun imdadına yetişti!
  • جنبش اهل فساد آن سو بود ** که زنا و غمزه و ابرو بود
  • Kötü kişilerin hareketi o yandandır... Zina, bakışla, göz ve kaş işaretiyle harekete gelir.
  • هر کرا مشک نصیحت سود نیست ** لا جرم با بوی بد خو کردنیست 295
  • Kime öğüt miski fayda vermezse muhakkak o, kötü kokulara alışmıştır.
  • مشرکان را زان نجس خواندست حق ** کاندرون پشک زادند از سبق
  • Allah, müşrikler, tâ ezelden pislik içinde doğduklarından onlara “Necis-pis” demiştir.
  • کرم کو زادست در سرگین ابد ** می‌نگرداند به عنبر خوی خود
  • Pislik içinde doğan kurt, ebediyen huyundan dönmez, ambere bakmaz!
  • چون نزد بر وی نثار رش نور ** او همه جسمست بی‌دل چون قشور
  • Ona nur saçısı isabet etmemiştir... O, tamamı ile cisimden ibarettir, kabuk gibi içsiz, gönülsüzdür o!
  • ور ز رش نور حق قسمیش داد ** هم‌چو رسم مصر سرگین مرغ‌زاد
  • Hak nuru saçısından nasibi varsa, bu nur, ona da değmişse pisliğe düşse bile Mısır’da olduğu gibi o pislik içine gömülen yumurtadan bir kuş meydana gelir!